BMSHaber yazarı Rukiye Şimşek Demir, göç alanında yaptığı çalışmalarla bilinen Yrd.Doç.Dr. Ali Zafer Sağıroğlu’yla söyleşi gerçekleştirdi.

Ortadoğu Teknik Üniversitesi Tarih bölümünden mezun olan Sağıroğlu, Gazi Üniversitesi’nde yüksek lisans, Selçuk Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı. Oxford Üniversitesi’nde misafir araştırmacılık görevinde bulunan Sağıroğlu birçok akademik dergide hakemlik ve editörlük görevlerini yürütüyor.

 

AYBÜ Göç Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin kuruluş amacı nedir?

Göç Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi, 2015 yılında farklı disiplin alanlarının imkânlarından yaralanarak bilimsel ve akademik nitelikte faaliyet alanlarına yönelik araştırma yapmak, bunlara yönelik politika ve strateji önerileri geliştirmek amacıyla kurulmuştur. İç, dış, zorunlu, gönüllü göçler, kitlesel ve genel insan hareketlilikleri, iş ve işçi hareketlilikleri gibi göç ve insan hareketliliği olgusunun farklı alanlarında ulusal ve uluslararası kamu-özel kurum ve kuruluşlar ile ortak bilimsel ve akademik faaliyetler yürütmek. Amaçları kapsamında staj ve eğitim faaliyetlerini yürütmek. Göç ve insan hareketliliği konularında ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlara danışmanlık yapmak. Bilirkişilik ve benzeri hizmetleri vermek kuruluş amaçları arasında sayılabilir.

 

“Göçe Dair Akademik Altyapımız Yok”

Hangi eksiklikleri görüp böyle bir merkez kurmaya karar verdiniz?

Bir süre İçişleri Bakanlığına bağlı Göç İdaresi Genel Müdürlüğünde göç araştırmaları merkezi kuruluşunda yer aldım. Bürokrasinin içerisinde yapabildiğimiz şeylerin yanında akademik anlamda yapamadığımız şeyler oldu. Bunun içinde üniversiteye tam zamanlı döndükten sonra böyle bir merkez kurmanın iyi bir fikir olacağı düşüncesi oluştu. Sorunları görüp akademik çözüm önerileri getirip politika yapıcılarla birlikte uygulamaya çalışmamak en büyük eksiklik olarak gördüğümüz şeydi. AYBÜ Göç Uygulama ve Araştırmaları Merkezimizi kurarak bu eksikliğin giderebileceği konusunda kararımızı verdik. 2015 yılında kuruluşumuzu tamamladık. O dönemde birkaç merkez vardı sadece Türkiye’de.

Türkiye’de Göç Araştırmaları Yapan Kuruluşlar

“Sorumluluk Alıp Üretim Yapıyoruz”

Diğer göç çalışmaları yapan vakıf veya merkezlerden farkı var mı? Kuruluş aşamasında “özellikle bu konuda daha farklı olmayı planlıyoruz” dediğiniz bir alan var mı?

Konu ile ilgili akademik çalışmalarımızı politika üretmeye yönelik yapıyoruz. Diğer göç çalışmaları yapan kuruluşların yaptığı gibi ortaya bir şey koyarak kim sorumlu ise o yapsın demiyoruz. Sorumluluk bilinci ile meseleleri tespit ettikten sonra çözüm önerilerinin neler olabileceğini ilgili aktörlerle, politika yapıcılarla birlikte uygulamaya koyulmasını, bürokrasinin ve uygulayıcıların ufkunu açacak politika üretmelerini sağlamak en büyük farklılığımızdır diyebilirim. Bunun yanında akademik açıdan da ilgilileri destekleyecek programlar planladık ve Türkiye’de ilk olarak ilk tezli/tezsiz göç yüksek lisans programı açan biz olduk.

Merkeziniz daha önce eksiklik diye adlandırdığı konularda yenilikçi çalışmalar yapıyor mu?

Türkiye’de ilk Tezli ve tezsiz yüksek lisansta iki ayrı programda öğrenci alıyoruz. Öğrencilerin akademik becerilerini artırmaya yönelik programlar düzenliyoruz yenilikçi çalışmalarımızdan biridir.

Bu konuda örnek verebileceğiniz bir çalışmanız nedir?

Yenilikçi çalışma adına Merkezimizde ziyaretçi (visiting) programında yurt dışı kadrosunda İngiltere, Almanya, Japonya, Bangladeş ten gelen 10 akademisyen raporlar hazırlıyorlar merkezimizde. Bu anlamda sadece ulusal değil uluslarası da işbirlikleri kuruyoruz. Akademik literatüre katkı olarak hazırlanan bu raporları yayınlıyoruz bunlar kalıcı şeyler. İngilizce ve Türkçe olarak hazırlanan yayınlarımıza Türkiye’den olduğu gibi daha çok yurt dışından da kaynaklara başvuranlar olduğunu görüyoruz.

              Sağıroğlu, “misafir araştırmacılık” uygulamasında 20’ye yakın genç araştırmacının bulunduğunu aktarıyor.

Bunun dışında çeşitli konferanslar, paneller düzenliyoruz. Alan içerisindeki önemli Aktörleri ve sahada göç politikalarını yönetip uygulayanları davet ediyoruz. Göç İdaresi Genel Müdürü ile konferans, MEB Müsteşar yardımcısı ile “Türkiye’deki Suriyeli Çocukların Eğitim Gündemi, “İran’da Toplumsal Hareketler ve Etkileri” Paneli, Misafir araştırmacılarımızdan Ehteshamul  Haque tarafından sunulan“Rohingya Refugees in Bangladesh” konulu konferans gibileri geçen yılki faaliyetlerimiz arasında idi. Yüksek Lisans Çalışmaları yapan ilgililere “Akademik Yazım ve Sunum Semineri” düzenlendi. “Pakistan’s Inconsistent Refugee Policies”, “Libya Detention Centres” başlıklı raporlarımız yayınlandı.

AYBÜ Göç Politikaları Merkezi’nin hedefleri nelerdir?

Akademik altyapı oluşturmak. Türkiye’nin göç politikalarına bilimsel olarak katkı sunmak.  Göç alanında ki öğrencilere destek olmak, yeni lisans mezunu öğrencilerimizin akademik becerilerini geliştirmeye yönelik programlar düzenlemek, kamuoyu ve uygulamacılara faydalı olacak yol gösterecek üretimlerde bulunmak en önemli hedeflerimizdir.

Akademisyenlere Göç Politikaları konusunda bilgi verip ilgilerini çekebilmek adına Göç Politikaları

Göç ile ilgili derslerimiz alanlarında uzman ve farklı disiplinlerdeki hocalarımız tarafından verilmektedir. Göç Sosyolojisi, Göç Uyum İletişim, Yabancılar Hukuku, Karşılaştırmalı Göç Hareketleri  vs gibi, göçü incelemeye araştırmaya ve uygulamaya yönelik, teknik, pratik alan derslerimiz var.

 

“Sivil olmayan STK’larımız var”

Göç alanında uluslararası bir referans noktası olma prensibini belirlemiş bir merkez olarak ve İngiltere’de Göç konusunda yaptığınız çalışmaları göz önüne aldığımızda; Türkiye’nin Göç Politikaları ve Uygulamaları konusunda ne gibi yeniliklere ihtiyacı var? Merkeziniz bu ihtiyaçların ne kadarını görebiliyor?  Ve bu alana ne kadar yenilikçi bir tutuma sahip?

İngiltere’de “İş Gücü Piyasasına Mültecilerin Entegrasyonu” konusunda çalışmalar yaptım. İngiltere’nin göç çalışmalarını referans alarak Türkiye’ye bakacak olursam Türkiye’deki göç ile ilgili akademik bir birikim ve ilginin oldukça yeni olduğunu söyleyebiliriz. Gelişmiş ülkeler meseleye daha teknik yaklaşıyorlar. Göçe yönetim meselesi olarak bakıyorlar. Devlet yasal düzenlemeleri belirleyici, yerel bölgelere göre genişleyen ve daralan göç politikaları var. Gelişen siyasal ve toplumsal bir sosyolojik gerçekliği zorlayan nispeten yerleşmiş ve geleneği olan bir sistem var. Avrupa’da STK lar göç meselesinin asıl aktörleri diyebiliriz. Sivil toplum geçmişi çok daha eski. İngiltere’de daha çok gönüllülüğe ve bağışa yönelik sürdürülüyor.

           Sağıroğlu, Türkiye’deki göç araştırmalarında hala eksikler bulunduğunu belirtse de gelecek açısından umutlu.

Türkiye’de ki STK’lar’ın çoğu sivil değil. Organize olmamış ama sivil hareketler de var ülkemizde. Kurumsallaşmamış sivil alan daha geni diyebiliriz. Gelişmekte olan her ülke uluslararası işgücüne gereksinim duymaktadır. Türkiye’de kaçınılmaz olarak uluslararası iş gücünü kendisine çekiyor.  Buna bir de sığınma arayışındaki büyük kitleyi eklediğimiz zaman ortaya ciddi bir tablo çıkıyor. Uygulama konusunda yönetilememesi problemi var Türkiye’nin. Bu durum yönetilebilirse herkes açısından bir kazanca dönüşür. Biz de bu konuda yenilikçi politikaların üretimine ve uygulamasına yönelik çalışmalar yapıyoruz.

 

“Göç Alanında Türkiye’de Referans Olan Bir Kurum Olacağız”

İlerleyen zamanlarda göç konusunda bugünden farklı olarak neler yapabilirsiniz?

Hali hazırda yapmakta olduğumuz projeleri geliştirmenin yanında, Göç alanında yapılan teorik ve pratik araştırmalar yoluyla bilgi birikimine katkıda bulunmak, evrensel nitelikte üretilecek bilgi ve hizmeti ülke ve insanlık yararına kullanarak göç alanında uluslararası bir referans noktası olmayı hedeflemekteyiz. Ve bu alanda yer edinmiş bir kurum olma yolunda ilerlemekteyiz.

Göç alanında yaptığınız çalışmaları ve alana hakimiyetinizi referans alarak Türkiye medyasındaki sığınmacılar konusunda yapılan yayınları nasıl değerlendiriyorsunuz? Yayınlarda ki eksiklikleri gidermek için önerileriniz nelerdir? Yayınları daha iyi hale getirmek için önereceğiniz şeyler nelerdir?  

Medya dünyanın her yerinde problemli. Gelişmiş ülkeler de dahil dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de medya dili sorunlu. Sebebi toplumsal yansıması toplumsal alıcısı olduğu için müşteriye göre haber yapılıyor. Bu alanın düzenlenmesi gerekiyor. Doğru bilginin yayınlanması önemli. Yayınları iyi hale getirip eksiklikleri gidermek için medya brife edilmeli, bilgi kanalları süratli ve açık olmalı. Manüpülatif haberlere karşı hukuki düzenleme yapılması gerekir. Özellikle sosyal medyada daha güç doğru ve yanlışı ayırt edebilmek. Mesela sığınmacı ve göçmenlerle ilgili iyi örneklerin en yetkili ağızlar tarafından açıklanması taltif edilmesi gerekir. Samsun’da Iraklı bir göçmenin ayağındaki ayakkabıyı bir çocuğa vermesi gibi. Fransa’da ki göçmenin çocuğu balkondan kurtarması ve devlet tarafından fahri vatandaşlık verilmesi Başbakan’la görüşmesi gibi hareketler  bu nefretin yayılmasını engeller.

Twitter’da Göç Gündemi Nereden Takip Edilir?

Siz AYBÜ Göç Politikaları Merkezi olarak ne gibi yayınlar çıkartıyorsunuz? Yayınlarınıza erişim nasıl sağlanıyor?

Çeşitli faaliyetlerimizin çıktısı olan yayınlarımız var. http://ybu.edu.tr/gpm/ sitesinde yayınlar bölümü var. “raporlar, konferanslar, paneller, eğitim bildirileri, bilgi notu şeklinde yayınladığımız bilgileri akademisyenler ve politika yapıcılar, ilgililerle paylaşıyoruz. Bu adresten isteyen alana ilgi duyan herkes ulaşabilir.

 

“Ötekisi Olmayan Bir Toplum Yok Mesele Öteki İle Olan İlişki”

Göçün yönetilmesi ve tehdit yönünün fırsata dönüştürülmesi için ilerleyen zamanlarda göç konusunda bugünden farklı olarak sizce neler yapılmalıdır?

Üç buçuk milyon insan 7 yıldır bizim ülkemizde yaşıyor. Ama bundan Avrupa’ da olduğu gibi siyasal alan pek fazla  etkilenmedi. AB ülkeleri daha az sayıda göçmene rağmen daha çok etkilendi. Türkiye’nin bir imparatorluk bakiyesi var buna binen Türkiye her zaman bu tür göçlere maruz kaldı. Ancak göçün yönetilememe sorunu var. Bu da bilimsel bilginin ve bu bilgilere göre uygulamaların yapılması ile çözüme kavuşacaktır. Bunun için saha araştırmasına dayalı veri üretilmesine yönelik bütçe destekler artırılmalıdır. Yayınlar genel olarak bilimsel, etik ve teknik değil. Bilimsel olmayan türden çalışmalar olabiliyor.  Birkaç yüz kişi ile yapılan anketlere dayalı veriler kamuoyu araştırması türünden çalışmalardır, bunlardan politika üretilmesi için literatür ile beslenen nitelikli analizlere ihtiyaç bulunmaktadır.

Göç olgusu iyi yönetildiği zaman olumsuz önyargılar da zamanla ortadan kalkar. Bilimsel gerçekler de bunu destekliyor. Büyük bir insan hareketliliği var ancak bu olgu iyi yönetilebilirse uzun vadede ekonomik ve toplumsal anlamda Türkiye’yi güçlendirecektir. Tarihimizde buna benzer örnekler az değil. Biz de bizzat saha çalışmalarında bunu görüyoruz. Ümitvârız.