Uzun zamandır dünya gündeminde en üst sırada yer alan göç; Suriye, Irak, Afganistan gibi ülkelerden sonra şimdi de Güney Amerika coğrafyasında yaşanan yeni ve büyük bir dalgayla karşımıza çıkıyor: Venezuela…

 

Krizde hayatta kalmak

Venezuela yaşanılan ekonomik kriz dolayısıyla büyük bir göç veriyor. Ülkedeki hiper enflasyon alarm veriyor. Marketlerdeki hemen her ürünün fiyatı ortalama 26 günde bir ikiye katlanıyor. Venezuelalılar, en temel ihtiyaçlarını kapsayan bir alışveriş için valiz dolusu parayla dışarı çıkmak zorunda kalıyor. Temmuz ayı için enflasyon %83.000 düzeyinde seyrederken 2018 sonu için IMF’nin enflasyon tahminleri %1.000.000 seviyelerini işaret ediyor. Hiper enflasyonun yanı sıra günlük hayatı önemli ölçüde etkileyen nakit sıkıntısı, elektrik kesintileri ve gıda ve ilaç kıtlığı milyonlarca Venezuelalının ülkesini terk etmesine yol açıyor. Elektrik kesintileri hastanelerde ölümcül sorunlara yol açıyor ve fabrikalardaki üretimi durdurma düzeyinde etkiliyor.

 

Venezuelalıların göç rotası 

Birleşmiş Milletler verilerine göre Venezuela nüfusunun %7.5’ini oluşturan 2,3 milyon vatandaş yurtdışında yaşıyor. Bu vatandaşların içinde 2015 yılından itibaren Venezuela’yı terk eden vatandaşların sayısı yaklaşık olarak nüfusun %5.2’si, yani 1,6 milyon. Ancak ana akım medya kuruluşlarına göre bu sayı 5 ila 6 milyonu aşmak üzere. Ülkeden her gün yaklaşık 5 bin kişi kadar göç veriliyor. Bu vatandaşların 600 bin kişilik büyük bir kesim, komşu ülke Kolombiya’ya gidiyor. Kriz öncesinde giden vatandaşlarla birlikte Kolombiya’da 870 bin kişilik bir Venezuelalı nüfusu bulunuyor. Göçmenlerin göz ardı edilemeyecek bir bölümü de Ekvator, Peru ve Şili başta olmak üzere diğer Güney Amerika ülkelerine gitmeyi tercih ediyor. Bunların yanı sıra küçük bir kesim ülkenin güneydoğu sınırından Brezilya’ya giderken 28 bin kişilik bir kesim de Amerika Birleşik Devletleri’nden sığınma talep ediyor. Ayrıca İspanya başta olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerine göç edenler de mevcut.

 

Göç dalgasının ülkeleri nasıl etkilemesi bekleniyor?

Sağlık, barınma ve eğitim başta olmak üzere sosyal hizmetler açısından bu göç dalgasının ülkeleri zorlayacağı aşikâr. Güney Amerika ülkelerinin yerli halkları ile göçmenler arasında şiddetli gerilimlerin yaşanması konusunda yetkililer alarma geçmiş durumda. Bu gerilimlerin ilk örnekleri yaşanmaya başladı bile. Geçtiğimiz sene Brezilya’nın nüfusu 350 bin olan Roraima kentine 30 bin göçmenin ulaşmasıyla olağanüstü hal ilan edilmiş ve Brezilya hükümeti tarafından bir askeri ekip kentteki gerilimi dindirmek ve göçmenlere acil insani yardımda bulunmak için görevlendirilmişti. Benzer bir şekilde Ekvator da üç kentte olağanüstü hal ilan etmek durumunda kaldı. Kıtadaki farklı ülkelerden göçmenler ve yerel halk arasında gerginliklerin yaşandığı haberleri de zaman zaman gündeme geliyor.

 

Uluslararası toplum göç dalgasına nasıl yaklaşıyor?

IOM Sözcüsü Joel Millman “Durum, dünyanın diğer yerlerinde, özellikle Akdeniz’de olduğu gibi bir krize doğru gidiyor. Zor durumlar çok hızlı şekilde krizlere dönüşebiliyor ve buna hazırlıklı olmalıyız” dedi. Öte yandan Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), bölgedeki diğer ülkelerin Venezuelalılara kapılarını açarak, Avrupa’dakine benzer bir durumun yaşanmasını önlediklerini belirtti. Güney Amerika ülkelerinin ise Venezuela göç dalgasının yönetimi konusunda aldığı ortak bir eylem planı veya yasal mevzuat şu an için bulunmuyor ancak bu doğrultuda bir takım olumlu gelişmeler de yaşanıyor. Arjantin, Brezilya, Kolombiya, Kosta Rika, Şili, Meksika, Panama, Paraguay, Peru, Dominik Cumhuriyeti ve Uruguay’ın bakanlar düzeyinde gerçekleştirilecek ve Venezuela göç dalgasının ele alınacağı bir zirve düzenlenmesi planlanıyor. Zirveye Venezuela yetkililerinin de davet edildiği ancak davetin reddedildiği belirtiliyor.

Göç alan ülkelerin hükümetleri krizin yeni başladığı zamanlarda açık kapı politikası izleyerek ülkelerine ulaşan göçmenlere geçici çalışma ve oturma izni verse de göç dalgası büyüdükçe açık kapı politikasını uygulamak daha da güçleşiyor. Örneğin Ekvator ve Peru ülkelerine giriş koşullarını zorlaştırarak sadece geçerli bir pasaportu bulunan Venezuelalıları kabul edeceklerini duyurdu. Ekvator insan hakları örgütleri tarafından mahkemeye verilen bu önlemler mahkeme kararıyla bozuldu ancak bu gibi önlemlerin alınmaya devam etmesi bekleniyor. Venezuela vatandaşlarının birçoğu için pasaport almanın oldukça güç olduğu düşünüldüğünde bu gibi önlemlerin komşu ülkelere girişleri önemli ölçüde azaltabileceği düşünülüyor.  

Mali yardım olarak da uluslararası toplulukların da harekete geçtiği görülüyor. Birleşmiş Milletler insani yardım faaliyetleri ile Güney Amerika’daki Venezuelalılara yapılan yardımı yaklaşık 46 milyon dolara çekmeyi planlıyor. Avrupa Birliği de hem Venezuela’da hem de diğer Güney Amerikalı ev sahibi ülkelerde yaşayan vatandaşlara 35 milyon dolarlık bir yardım fonu ayrılacağını duyurdu. Geçtiğimiz iki yılda Amerika Birleşik Devletleri de Kolombiya’daki Venezuelalılar için 60 milyon dolar civarında bir yardımda bulunmuştu. Ek olarak Brezilya, Kolombiya ve Ekvator da sınır bölgelerinde çadır kentleri ve sağlık istasyonları kurmuş, buralarda çocuklara ücretsiz olarak hizmet verilmiştir.

 

Venezuela yetkilileri olayları nasıl değerlendiriyor?

Venezuela’nın 19 yıldır iktidarda olan sosyalist hükümeti ise ülkede bir “göç krizi” olduğunu reddediyor. Ülkenin başkan yardımcısı Delcy Rodriguez’e göre Kolombiya sınırında yürüyen çaresiz göçmen imajı Venezuela’nın düşmanları tarafından yaratılan sahte bir durum ve amaç Venezuela’ya yapılacak müdahaleleri meşrulaştırmak. Ülkenin İletişim Bakanı Jorge Rodriguez tarafından yapılan bir açıklamada da Venezuela’da bir insani kriz olduğunu reddetmiş ve durumun ülkedeki sağcı muhalefet partisi tarafından siyasi fayda sağlamak maksadıyla manipüle edildiğini açıklamıştı. Ayrıca Bakan Rodriguez uluslararası basını da sahte haberler yapmakla ve durumu abartmakla suçlamıştı. Geçtiğimiz günlerde Başkan Nicolas Maduro da göç eden vatandaşlarını uyararak “Başka ülkelerde tuvalet temizlemeyi bırakıp vatanınıza dönün!” çağrısında bulunmuştu.

Venezuela aslında dünyanın en büyük petrol üreticilerinden biri. Bu kadar büyük bir petrol rezervine sahip olmak, ülkede başka hiçbir şeyin üretilmemesine sebep olmuş çünkü ülke ihraç ettiği petrolden elde ettiği döviz geliriyle istenilen ürünleri ithal edebilecek düzeye ulaşmıştı. 2014 yılında petrol fiyatlarının düşmesiyle birlikte Venezuela’nın döviz gelirleri gittikçe azalmaya başladı. Bu nedenle ithalat azaldı ve ülke ekonomisi zor günler yaşamaya başladı. Hükümet 20 Ağustos’ta “devrimci ve sihirli” olarak tanımladığı bir ekonomik önlem paketi açıkladı ve bolivar para biriminde beş sıfır atılarak “güçlü bolivar” yerine “egemen bolivar” para birimi kullanılmaya başlandı. Bu paketteki diğer önlemler ise asgari ücretlerin 34 katına çıkarılması, egemen bolivarı hükümetin yarattığı petro adlı kripto para birimine çıpalamak, “Vatan Kartı” sahibi olmayan kişilere petrol sübvansiyonu kaldırmak ve KDV’yi %4’ten %16’ya çıkarmak yer alıyor. Fakat bu paketin mevcut ekonomik kriz üzerinde yaratacağı etkiyi görmek zaman alacak gibi görünüyor.

 

Kaynaklar:

BBC, France24