2016 Haziranı’nda, bir insan hakları kuruluşunda staj yapmak üzere İtalya’nın başkenti Roma’ya gelmiştim. 3 ay süreceği ön görüldüğünden ilk işim ev aramak oldu. Daha ilk görüşmemde, Türkiye’den geldiğimi söyler söylemez, konuştuğum İtalyan ev sahibi benzeri görülmemiş bir neşeyle Türkçe “Tabi, en kısa zamanda bekliyorum” dedi. Kitaplarda ve filmlerde çok rastlamış olsam da İtalya’ya bu ilk gelişimdi ve açıkçası böyle ilginç bir tepki beklemiyordum. Türk ve Müslüman olmanın daha ilk telefon görüşmesinde böyle olumlu bir yaklaşıma sebep olacağını ise hiç düşünmemiştim. O geceyi büyük bir merakla geçirdikten sonra ertesi gün sabahın erken saatlerinde eve gittim. Ev sahibi orta yaşlarda, hoş sohbet bir İtalyandı. Eski eşi Türkçe bilen ve hatta bir dönem Roma’da Türkçe öğretmenliği yapmış Mısırlı bir Arap olduğundan çok iyi derecede Türkçe konuşabiliyordu. Ev arkadaşı Torinolu genç bir sağlık memuru; 10 yıl önce Türkiye’ye gelmiş, İstanbul ve Kapadokya’yı gezmişti. Daha ilk cümlede Türk yemeklerinin lezzetinden bahsetmeye başladı. Yaklaşık yarım saat kebap ve yaprak sarmasını beraber methettikten sonra Türkiye’den geldiğimi duyunca “sevindirik” olan müstakbel ev sahibine tepkisinin sebebini sorma fırsatım oldu.

 

“Hey Çocuklar, Türkler Geliyor!”

İsmi Fabrizio. Otrantoluymuş. Yani Fatih Sultan Mehmet’in ölümünden hemen önce Türklerin fethettiği “Çizme’nin topuğu”.  Günümüzde Puglia bölgesinin küçük bir kasabası konumundaki Otranto’da doğan Fabrizio’yu anneannesi büyütmüş. Koyu bir Katolik olan anneanne, eski bir geleneği devam ettiriyormuş. Kitaplarda okuduğum, her seferinde “yok ya, o kadar da değil” dememe sebep olan o hikayeyi Fabrizio’dan gerçek olarak dinledim: “Bazen akşam geç vakite kalırdım. Arkadaşlarımla oyunumun ortasında evden ‘Hey, çocuklar, Türkler geliyor’ diye bir ses duyardım. Daha cümle bitmeden bir ayağım bahçe kapısından içeri girmiş olurdu.” Hayretle ona bakarken, inanmakta güçlü çekmiş olduğumu hissetti ki şöyle söyledi: “Anlattığım zaman çoğu insana hayal gibi geliyor ama ben çocukluğumu Türklerden korkarak geçirdim. Onlar uzakta, hiç tanımadığımız, ama her an gelebilecek olan düşmanlardı. Sen aradığında aklıma o günler geldi. Dedim ki, işte, Türkler geldi!”

Sohbetimiz kısa sürede samimiyetle perçinlendi; arada kira kontratını da hallettik ve birlikte yemek yaptık. 3 ay boyunca Fabrizio’dan, bir daha hayat boyu karşılaşamayacağım hikayeler, birbirinden ilginç anılar dinledim.

Türkiye’ye dönmeme yakın Roma’da aşırı sağ Kuzey Ligi partisinin küçük çaplı bir toplantısına gittik. Hatip ateşli biçimde İtalya’nın “elden gittiğini” bir an önce “etkin önlemler alınması gerektiğini” anlatıyordu. Konuşması iki saate yakın sürdü ancak aklımda beni en çok etkileyen ve büyük alkış alan son cümlesi kaldı: “Mamma, li Turchi” (Anne, Türkler!). Konuşmacı bunu bir mitingin kapanışı olarak, bir motto şeklinde söylemişti, ancak ortamdaki tek Türk olarak epey gerilmiştim. İnsanlar alandan ayrılmaya başlarken Fabrizio’yu bana gülümseyerek bakarken buldum. “Gördün mü?” dedi. Görmüştüm, Türkler gelmemişti ancak hala birileri Türkler geliyor diye insanları korkutuyordu.

İtalya’da Sağ-Aşırı Sağ Koalisyonuna Doğru

 

İtalya’nın “Yeni Türkleri”: Afrikalı Göçmenler

Türkiye’ye döndükten sonra İtalya siyasetini daha yakından takip etmeye başladım Orada olduğum günlerde ülkeyi kasıp kavuran “Mafya Başkenti” skandalı daha tazeydi. Mafyayla ilişkisi olduğu ortaya çıkan belediye başkanı ve bürokratlar görevden uzaklaşmış, bölgede yerel seçimler yenilenmişti. Seçimi, yolsuzluk karşıtlığıyla ünlenen, bir tepki hareketi olarak ortaya çıkan Beş Yıldız Hareketi kazandı. Eski bir komedyen olan Ettore Rosato’nun kurucu genel başkanlığını yürüttüğü parti, 2009’da kurulduktan sonra eleştirel söylemleriyle büyük sempati toplayarak kısa sürede popülerlik kazanmıştı. MS5 seçimlerde oylarını 6.6 puan yükselterek tek başına en yüksek orana (32.2) ulaşan parti oldu. Ancak asıl dikkatimi çeken, Matteo Salvini liderliğindeki Kuzey Ligi oldu. 4 Mart’ta gerçekleşen parlamento ve senato seçimlerinde ırkçı Kuzey Ligi’nin şaşırtan başarısı günlerce Avrupa kamuoyunda tartışıldı. Avrupa’daki genel eğilim göz önüne alındığında aslında Kuzey Ligi ve benzeri aşırı sağcı partilerin oy oranlarını bir miktar artıracağı tahmin ediliyordu. Ancak 13 puana varan artışı çok az sayıda kişi ön görmüştü.

İtalya’da Aşırı Sağcı Lider: “Göçmenler Gidecek”

 

Zengin kuzey bölgelerinin otonomisini savunan AB ve göçmen karşıtı Kuzey Ligi’nin (Lega Nord) liderliğini yapan Matteo Salvini Müslümanları hedef alan söylemleriyle sık sık haberlere konu oluyordu. Avrupa’nın İslamlaşma tehdidiyle karşı karşıya olduğunu savunan lider, Müslüman göçmenlerin İtalya’ya girişinin engellenmesi gerektiğini dile getiriyordu. Kuzey Ligi, bu söylemleriyle yüzde 17.7 oy alarak Berlusconi’nin Bastır İtalya’sının da bulunduğu Merkez-Sağ ittifakında birinci oldu.  2015’ten itibaren yoğunlaşan göçmen akınını, İtalya için bir “İslamlaşma tehdidi” olarak gören Salvini, ekonomik gidişattan rahatsız olan orta ve alt sınıflardan da destek bularak önemli bir tabana ulaşmış durumda.

İtalya’da aşırı sağ partiler, Afrikalı göçmenleri ülkeye yönelik en büyük tehdit olarak görüyor. Haliyle, eski Türk korkusunun yerini göçmen korkusunun aldığını söylemek mümkün. İtalya’nın yeni Türkleri böylece siyahi göçmenler oluyor.

Seçim sonuçları basına yansımaya başladığında Fabrizio’yu aradım. Tahmin ettiğim üzere oyunu Beş Yıldız Hareketi’ne vermişti ve partisinin birinci gelmesinden epey mutluydu. “Mafyadan ve hırsızlardansa yalancıları tercih ederim. Yalanlar hoşuma gidiyor” dedi. “Salvini’nin başarısına ne diyorsun?” dedim. Kısa konuştu ancak yeterince açıklayıcıydı: “Türkler gelecek sanıyorduk, ırkçılar geldi Mehmet.”

 

*Bu içerik ilk kez Perspektif dergisinde yayımlanmıştır.