Suriyelilerin telefon faturalarını Türkiye Cumhuriyeti devletinin ödeyeceği iddiası geçtiğimiz günlerde çokça tartışılan ve birçok haber sitesinde kendisine yer bulan bir konuydu. İddia birçok haber sitesinin yanı sıra SözcüCumhuriyetSputnik TürkiyeDikent24 gibi yüz binlerce takipçisi olan haber sitelerinin Twitter hesaplarından da yayınlandı. Öyle ki Türkiye’nin en çok girilen 17. sitesi olan ekşi sözlük’te bu konuda birkaç saat içerisinde yüzlerce ‘entry’ girildi. Tabii bu ‘entry’lerin çoğunluğu Suriyeli göçmenlere karşı ayrıştırıcı ve ötekileştirici cümlelerle doluydu.

İddialar arasında Suriyelilerin tüm yurt içi ve yurt dışı telefon faturalarının ücretsiz olacağı, Suriyelilerin telefon faturalarını Türk vatandaşlarının ödeyeceği, bu imkandan faydalanmak isteyen Suriyelilerin 15 ilde bulunan geri gönderme merkezlerine başvuru yapmaları gerektiği gibi bolca spekülasyon vardı. Hal böyle olunca da haberi teyit etme gereği duymayan herkes, durumun gerçekliği konusunda en ufak bir tereddüt duymadan Suriyelilere karşı az ya da çok oranda bir öfke ve hoşnutsuzluk duygusunu içlerinde hissetmiş oldular.

Peki işin aslı neydi? Haberler çıktıktan kısa bir süre sonra Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından bir açıklama yapıldı ve iddialar kesin şekilde yalanlandı. Fakat buna rağmen sosyal medyanın yoğun çarpıtmaları neticesi olsa gerek işin aslı hala bilinmiyor.

Evet, bakıldığında haberlerin tek doğru yanı telefon kartları için bir ihalenin yapılmış olması. İşin gerçeği ise şu: Bu ihale sonucunda alınan telefon kartları 15 ilde bulunan geri gönderme merkezlerine gönderiliyor. Geri gönderme merkezleri il göç idarelerine bağlı olarak faaliyet gösteren, çoğunlukla ülkemize yasa dışı yollardan giriş yapan göçmenlerin sınır dışı edilmek üzere idari gözetim altında tutuldukları yerler. Bu merkezler 15 ilde bulunmakla birlikte çoğunun yapımı için gereken finansmanın AB bütçelerinden sağlandığı biliniyor. Geri gönderme merkezlerinde yabancıların barınma, beslenme, sağlık gibi temel ihtiyaçları devlet tarafından karşılanıyor. Yabancılar 6 aylık süreyle merkezlere alınıyorlar ve bu süre bir 6 ay daha uzatılabiliyor. Merkezlerin dışı jandarma ekiplerince içi ise özel güvenlik birimlerince korunuyor. Tahmin edileceği gibi ülkemize kaçak yollardan gelen göçmenlerin neredeyse tamamının ya hiç parası olmuyor ya da çok az paraları oluyor. Merkezlerde kaldıkları süre boyunca ailelerinden haber alamayan göçmenlerin olağanüstü durumlar harici haftada 1 kez telefonla konuşma hakları var. Bu konuşmalar ankesörlü telefonlarla kart takılarak yapılıyor. Parası olan göçmenler kartlarını kendileri temin ederlerken parası olmayanlar için kartlar göç idaresi tarafından sağlanıyor. İşte bu ihale de buraya verilecek kartlar için yapıldı ve finansmanı da AB fonlarından karşılandı. Özgürlüklerinden  mahrum şekilde yaşayan bu insanların haftada bir kere telefonla konuşmaları ve ailelerinin seslerini duymak istemeleri insani bir ihtiyaçtır. Zira bazı dönemler pasaportu olmayan göçmenlerin sınır dışı edilme süreçleri konsoloslukların çıkarmış oldukları zorluklar nedeniyle uzayabilmektedir.

İşin ilginç tarafı şudur ki geri gönderme merkezlerinde suçlu olanlar ya da suç şüphesi taşıyanlar hariç hiç Suriyeli kalmıyor. Çünkü geri gönderme merkezlerinde yabancılar sınır dışı edilmek üzere idari gözetim altında tutulurlar. Suriyeliler ise geçici koruma statüsünde oldukları için sınır dışı edilemezler, dolayısıyla geri gönderme merkezlerine alınmazlar.

Kısacası söz konusu haberlerde Suriyeli göçmenlerle ilgili olan her şey yalan, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından da yalanlandı, Suriyeli göçmenlerin telefon faturalarının ödenmesi gibi bir durum söz konusu değil. Konunun Suriyeli göçmenlerle hiçbir alakası yok.