SETA’da “Müslüman Azınlığın Temsil Problemi” Ele Alındı

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nın (SETA) düzenlemiş olduğu “Dindar ve Muhafazakar Müslümanların Avrupa Siyasetinde Temsil Sorunu” adlı panelde Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Şener Aktürk’ün hazırlamış olduğu rapor ışığında Avrupa’daki azınlık grupların “siyasi temsil açığı” meselesi konuşuldu.

Enes Bayraklı’nın moderatörlüğünü yaptığı panelde Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Şener Aktürk, Brüksel Bölgesel Parlamentosu Bağımsız Milletvekili Mahinur Özdemir ve AK Parti İstanbul Milletvekili Zafer Sırakaya Müslümanların Avrupa siyasetinde temsil sorunu hakkında görüş ve değerlendirmelerini paylaştı.

 

Şener Aktürk: “Muhafazakar Müslümanlara yönelik negatif trend var”

Panelde ilk olarak Doç. Dr. Şener Aktürk konuştu. Aktürk SETA için hazırlamış olduğu “Siyasal Mühendislik ve Avrupa’da Dindar Muhafazakar Müslümanların Dışlanması” adlı raporun tespit ve önerilerini paylaştı. Bu kapsamda Avrupa’da ana akım siyasi grupların azınlık gruplar içerisinde ciddi bir siyasi temsil açığı yaşayan dindar ve muhafazakar Müslümanları hedef aldıklarını bildirdi. Hatta siyasi arenada söz konusu bireylere özel yaşantıları dâhil birçok konuda totaliter bir anlayış “dikte” edilmesi ve tabiri caizse bir yasak dalgasının (ezan, başörtüsü, erkeklerin sünneti vs.) başlatılmasından ötürü bu grubun araştırma konusu olduğunu söyledi.

Avrupa siyasetinin neredeyse her kanadından muhafazakar Müslümanlara yönelik negatif bir trendin var olduğunu açıklayan Aktürk, bu grubun yeterince iyi temsil edilmediğini paylaştı. Siyasi temsil sorununun giderilmesi için ise 6 öneri maddesi sundu:

  1. Hollanda’daki DENK partisi ve Almanya’daki BIG ve ADD tarzı “Müslüman partilerin” baraj engeli bulunmayan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde daha çok şansları olabilir. Dolayısıyla AP seçimlerine odaklanmak yararlı olur.
  2. Muhafazakar dindar azınlık grubun seçimlere katılma oranını artırması siyasi partilerin Müslümanların “siyasini temsilini” dikkate almaya zorlar.
  3. “Aday gösterilme” süreci en az seçimler kadar önem arz ediyor. Bu yüzden Müslüman grupların ve şahısların büyük siyasi partilere odaklanmaları önemli, bunun yapılması isabetli olur.
  4. Müslüman azınlıklar “sol partiler”in esir aldığı oy deposu olmaktan çıkmalı ve artık kendi çıkarlarının temsilini muhafazakar, liberal ve diğer ideolojik gelenekler vasıtasıyla aramalı.
  5. Müslüman seçmenler sol partilerin dini farklılıkları ve alternatif yaşa mtarzlarını parti programları bağlamında tekrar incelemeleri ve değerlendirmeleri için baskı yapmaları gerekebilir.
  6. Müslüman seçmenler iş gücü piyasasında fırsat eşitliğini ve kamu politikasında dinlerin eşitliğini sağlayacak yasal mevzuatların kabul edilmesi için kamuoyu kampanyaları düzenleyerek farkındalık oluşturmalı.

Şener Aktürk bunların yanı sıra Fransa’nın 188 yıllık bir azınlık geçmişinin olduğuna dikkat çekerek ciddi anlamda Avrupa Müslüman tarihi araştırması yapılması gerektiğini vurguladı. Bunun için ise araştırmanın yaklaşık 1000 yıl kadar geriye gitmesi gerektiği paylaştı.

 

Mahinur Özdemir: “Başörtülü kadın haklarında sıfırlar”

Panelin ikinci konuşmacısı olan Brüksel Bölgesi Milletvekili Mahinur Özdemir ise kendi tecrübeleri ekseninde yaşadığı ayrımcılıktan bahsetti. Siyasi hayata ilk olarak 2006 yılında Belediye Meclisi’ne girerek başlayan Özdemir başörtülü ve Müslüman olmanın mağduriyetini en fazla yaşamış olanlardan. 2009’da girmiş olduğu seçimlerde Hıristiyan Demokrat Partisi bünyesinde yaşadığı birçok olumsuzluk ve ayrımcılığa rağmen Avrupa’nın ilk başörtülü milletvekili oldu.

Foto: BMS Haber / Rukiye Ünal

Özdemir parti üyeleri, medya ve rakipleri tarafından çok sayıda olumsuz nitelemeye maruz kaldığını anlattı. “Seçildikten sonra başörtümü çıkaracağımı iddia ettiler ve bu konuda insanları ikna etmem çok zor oldu. Diğer partilerden Müslüman kökenli adayların azizliğine uğradım. Partim seçimden bir hafta önce tüm adayların küçük resimlerinin bulunduğu bir afiş paylaştı ama benim resmimde başörtüm arka fonla birleştirilerek yok gibi gösterilmeye çalışıldı” ifadelerini kullanan Özdemir azınlık toplum açısından da öz eleştiride bulundu. Milletvekiline göre azınlık toplumun kendi aralarında anadillerinde şikâyet etmeleri yerine yerel dilde güçlü bir medya temsili oluşturmalı. Bu gerçekleşmiş olsaydı tüm bu zorluklar farklı bir boyutta olabilirdi.

“İnsan ve kadın haklarından bahsediyorlar ama başörtülü kadın haklarında sıfırlar” ifadesini kullanan Mahinur Özdemir, yürütmüş olduğu çalışmaların yok sayıldığı ve yalnızca başörtüsü üzerinden siyaset yapılmaya başlandığı kaydetti. Özdemir birkaç yıl önce sözde Ermeni soykırımını tanımaması üzerine partisinden ihraç edildi ve bağımsız olarak milletvekilliğine devam etmekte.

 

Zafer Sırakaya: “Avrupa’da İslam karşıtlığı siyasetin merkezinde”

Panelin üçüncü konuşmacısı AK Parti İstanbul Milletvekili Zafer Sırakaya’da Almanya’da doğmuş ve büyümüş olan bir diaspora Türkü. Almanya’daki yaşantısının her aşamasında ayrımcılığa uğradığını dile getiren Milletvekili Avrupa’nın çoğulculuk, demokrasi, fikir özgürlüğü ve demokrasi gibi konularda sınıfta kaldığını anlattı. Önceleri bu anlamda dünyaya ders veren Avrupa ülkelerinin artık özellikle “ilericilik ve gericilik” kavramlarını gözden geçirmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Sırakaya “Avrupa’nın bir gerçeğini görmemiz gerekiyor. Artık İslam karşıtlığı toplumun ve siyasetin merkezinde. Mevcut merkez partilerin daha sağa kaydığı bir Avrupa siyasetiyle karşı karşıyayız” ifadelerini kullanarak tüm yaşanan sıkıntılara rağmen demokrasi ve hukuk zemininde kalarak hareket edilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca Avrupalı Türklerin edilgen durumdan etken duruma gelmesi, insan hakları gibi yapılanmaları muhakkak daha aktif bir düzeye taşımaları, birbirlerini karşı yaptıkları lobiciliği insan hakları ihlallerini karşı yapmalarının son derece önemli olduğuna dikkat çekti.