Türkiye, 24 Haziran 2018’de Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimleri için sandığa gidiyor. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nden alınan verilere göre Türkiye’de 3 milyon 593 bin Suriyeli göçmen geçici koruma altında yaşıyor ancak bu Suriyelilerin bir kısmı Türk vatandaşlığı alarak oy kullanmaya hak kazanmış durumda. Bu Suriyelilerin sayısının yaklaşık 40 bin civarında olduğu tahmin ediliyor ancak kesin veriler mevcut değil.

Erken Seçimde Suriyelilerin Oy Kullanacağı Doğru mu?

 

Deutsche Welle’den Burcu Karakaş’ın haberine göre Suriyelilerin oy verme motivasyonları çok farklı. Suriyelilerin büyük bir kısmının Ak Parti’ye ve Erdoğan’a sempatisinin olduğu görülüyor. Açık kapı politikası izleyerek onların Türkiye’ye girmesine izin verdiği için mevcut seçmenlerin büyük bir kısmının Ak Parti’ye oy vermesi bekleniyor. Ayrıca “Osmanlı torunları olarak” ortak geçmişe ve dine sahip olma vurgusunun Ak Parti ve Erdoğan tarafından daha çok kullanılması da Suriyelilerin Ak Parti’ye daha olumlu bakmasını sağlıyor. Birçok seçmen için bu doğru olsa da, bir kesim seçmen ülkelerindeki karmaşada mevcut iktidarın da payı olduğunu düşünerek diğer partilere oy vermeyi planlıyor. Örneğin İyi Parti’ye oy vermeyi düşünenler arasında Meral Akşener’e bir şans vermek isteyenler var ama bir kısım da Akşener’in milliyetçiliğinin kendileri için problem yaratabileceğini düşünüyor. Röportaj yapılan seçmenlerden biri Türkiye’deki sorunlara sebep olarak görülmekten artık hoşlanmadıklarını ve bu yüzden bütün Suriyeli seçmenlerin Erdoğan’a oy vereceğinin düşünülmesinden rahatsız olduklarını belirtiyor. Yapılan çalışmalardan görülen o ki, Suriyeli seçmenlerin çoğu seçim konusunda kararsız ve demokrasi konusunda tecrübesiz. Dolayısıyla bu seçimin sonuçları bu açıdan da incelenmeye değer olacak gibi gözüküyor.

Bu seçimlerde sürpriz bir gelişme olarak, ilk defa Suriyeli bir milletvekili adayı da var. Yaklaşık 9 yıl önce Suriye’den gelip Bursa’ya yerleşen ve Türk vatandaşlığına geçen işadamı ve yatırımcı Muhammed Erdoğan, Ak Parti’den Bursa milletvekili adayı oldu. Muhammed Erdoğan’ın Türkiye’de önemli ilişkilere sahip olduğu ve pek çok Arap yatırımcıyı Türkiye’ye yönlendirdiği biliniyor.

Seçmen davranışlarının ve Suriyeli ilk milletvekili adayının haricinde, ülkedeki Suriyelilerin varlığı da başlı başına bir tartışma konusu. Gerek cumhurbaşkanı adayları, gerekse de seçmenler tarafından Suriyelilerle ilgili konular sıklıkla dillendiriliyor. Diğer Avrupa ülkelerine kıyasla temel tartışma konusu göç olmasa da, bu konu oy verme eğilimlerinde önemli bir yere sahip olacağa benziyor. Peki seçime giren partilerin bildirgeleri Suriyeliler hakkında neler söylüyor? Sizler için araştırdık…

 

AK PARTİ: “İnsani ve vicdani bir bakış açısıyla yola çıkıyoruz”

Ak Parti’nin 2018 Seçim Beyannamesi’nde Suriyeliler ile ilgili konulara çeşitli bölümlerde değinilmiş. Türkiye’nin göç meselelerine “İnsan ve Toplum” başlığı altında “Göç” için ayrılan özel bir bölümde yer veren Ak Parti, göç konusundaki temel bakış açısının insani ve vicdani olduğunu ifade ediyor. Temel hak ve hürriyetler çerçevesinde geçici koruma süreçlerinin sonunda göçmenlerin önemli bir bölümünün sağ salim ülkelerine dönmesi partinin temel hedeflerinden biri olarak belirtiliyor. Ek olarak nitelikli nüfus göçünden faydalanarak, göçmenlerin sosyoekonomik hayatta üreterek var olan bireyler olmalarını sağlamak da diğer bir hedef olarak yer alıyor.

“Bugüne kadar yapılanlar, yapılacakların teminatıdır”

Bugüne kadar neler yapıldığının anlatıldığı bölümde coğrafi ve ekonomik olarak Türkiye’nin göç akımlarından etkilenmesinin kaçınılmaz olduğundan bahsediliyor. 2016 yılı itibariyle çalışma iznine sahip 74 bin kişinin, 2017 yılı itibariyle ise oturma iznine sahip 600 bin kişinin olduğu belirtiliyor. “Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu” da sığınmacıların hukuki statüsü ile ilgili güvenceler getirmesi itibariyle kendine yer buluyor. Türkiye’nin yürüttüğü “Açık Kapı” politikası dünyaya örnek bir tavır olarak sunuluyor. Bu kapsamda 10 ilde 26 Geçici Barınma Merkezi, 9 çadır kent ve 11 konteyner kentte yüzbinlerce geçici koruma statüsüne sahip sığınmacıya barınma hizmeti verildiğinin altı çiziliyor.

Eğitim konusunda bugüne kadar toplamda 612 bin Suriyeli çocuğun, yani toplam Suriyeli çocuk nüfusunun %62’sinin eğitim almasının sağlandığı belirtiliyor. Yeni dönemde ise bu sayıyı bütün çocuklar için %100’e çıkarmak hedefleniyor. Toplamda 171 bin Suriyeli öğrenciye Türkçe dil eğitimi verildiği ve 18 bin 691 gönüllü Suriyeli eğiticinin sertifikalarla formasyon eğitimine tabi tutulduğu söyleniyor. Yetişkin sığınmacılara da çeşitli eğitim kursları ve mesleki eğitim kurslarının verildiğini ifade eden Ak Parti, çocuk ve gençlere yönelik yapılan bu yatırımların çatışma sonrası ülkelerin yeniden inşasında görev alacak insan kaynağını oluşturacağı düşünüyor.

2017 yılında başlayan “Turkuaz Kart Sistemi” ile yüksek nitelikli insan gücünün ülkemize kazandırılması ve ikamet izni vb. işlemlerinin kolaylaştırılması için online sistemin getirildiği ve bu sistemin daha da geliştirileceği de beyannamede öne çıkan hususlardan biri.

Suriye’de güvenliğin sağlanması adına Fırat Kalkanı ve Zeytindalı Harekatı operasyonlarından ve bu operasyonlar sayesinde PYD/YPG ve DAES terör örgütünün engellendiğinden de, Ak Parti’nin Suriye ile ilgili dış politika ve güvenlik politikaları bölümünde önemle bahsediliyor. Kalıcı barış ve istikrarın sağlanması için terör kaynaklı güvenlik tehditleriyle mücadeleyi vurgularken; bu bağlamda diplomasinin güçlendirilmesi (özellikle ABD ile yaşanan sorunların aşılması, BM’de etkili rol oynayabilmek, İran ve Rusya ile işbirliğinin güçlendirilmesi) ve gerektiğinde askeri tedbirlerin alınması gibi somut adımlardan söz ediliyor. Türkiye’nin Suriye’deki karışıklıkların bitirilmesinde en etkin aktörlerden biri olduğu ve çözümde etkili olacağı belirtilmektedir. Ayrıca AB ile ilişkilerin Suriye konusunda da geliştirilmesi gerektiğini savunan AKP, 6 milyon avroluk yardımı içeren Türkiye-AB Ortak Eylem Planı’nın uygulanması ve geliştirilmesi gerektiğini öne sürüyor.

Bunların yanı sıra vakıf kültürünün desteklenmesinden ve gelişmemiş ülkelerde (özellikle Suriye, Irak ve Balkanlar gibi) vakıf kültürünün canlandırılmasıyla; ortak kültür ve tarihin korunması, ilişkilerin geliştirilmesi ve oradaki halka ihtiyaç duyulan hizmetlerin sunulması hedeflerini tamamlamaya çalıştığı söyleniyor. Bu vakıflar insani yardım faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinde de büyük rol oynuyor.

Son olarak; çocuk ve gençler için spor ve park hizmetleri, sığınmacılar için genel sağlık sigortası, psikolojik destek hizmetleri, kadınlar ve çocuklar için şiddet ve istismarı önleme ve destek hizmetleri, insani yardım ve ücretsiz çağrı merkezi hizmetleri gibi çeşitli diğer hizmetlerin de bugüne kadar verildiği de belirtiliyor.

Ak Parti’nin tekrar seçilmesi halinde, göç konusundaki gelecek vaatleri olarak şu noktalar ön plana çıkıyor:

  • Göç politikaları konusunda kurumsal kapasite artırılacaktır. Bu bağlamda merkezi ve yerel düzeydeki kurumsal yapılar, insan kaynakları ve teknolojik olanaklar güçlendirilecektir.
  • Düzenli Göç Strateji Planı ile İnsan Ticaretiyle Mücadele Eylem Planı hazırlanacaktır.
  • Yabancılar İletişim Merkezi (YİMER:157) ve Jandarma Genel Komutanlığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele faaliyetleri daha etkin ve yaygın şekilde yürütülecektir.
  • Sınır dışı etme işlemleri konusunda da “Milli Gönüllü Geri Dönüş Mekanizması” kurulacaktır.  
  • Göç alanında güvenilir ve güncel bir veri sistemi oluşturulacaktır. “GöçNet” kurumsal yazılımına; IRIS, parmak izi ve düzensiz göç ortak veri tabanı uygulamalarını da ekleyerek daha verimli bir hizmet verilecektir.
  • 2023 yılına kadar düzensiz göç olaylarının yoğun olarak yaşandığı 19 il ve 18 ilçede kaçak göçmen ve insan ticareti ile mücadele ile ilgili birimler kurulacaktır.
  • 16 ilde var olan 12 bin 276 kapasiteli Geri Gönderme Merkezlerinin de sayısı ve kapasitesi artırılacaktır. 15 ilde “Göç Danışma Merkezleri” açılacaktır ve ek olarak mobil göç danışma merkezleri de hizmet vermeye başlayacaktır.
  • Bunların yanı sıra göçmenlerle ilgili sağlık, barınma, eğitim ve uyum politikaları da daha planlı olarak gerçekleştirilecektir.
  • “Entegre Sınır Güvenlik Sistemi Projesi” ile Türkiye-Suriye sınırının Hatay ili sınır hattının Asi nehri bölgesinde gözetleme ve algılama sistemleri kurulacak, komuta kontrol yazılımı ile entegrasyonu ve gerekli altyapı unsurlarının tesis edilmesi sağlanması amaçlanmaktadır.
  • Son olarak, göç olgusunu yöneterek ülkemizi dünyanın her yerinden parlak zihinlerin cazibe merkezi haline getirmek ve tersine beyin göçünü sağlamak da en büyük hedefler arasındadır.

 

CUMHURİYET HALK PARTİSİ: “Bugüne gelinmesinin sebebi Ak Parti’nin yanlış politikalarıdır”

CHP 2018 Seçim Bildirgesi’nde Suriyeliler ile ilgili konulara farklı bir bakış açısıyla yaklaşmaktadır.  Bu seçimlerde İyi Parti ve Saadet Partisi ile “Millet İttifakı” kuran CHP, Suriye’de yaşanan krizin ve Türkiye’ye doğru geçekleşen göçün sebebi olarak Ak Parti’nin ve Erdoğan’ın yanlış politikalarını gördüğünü belirtiyor. “Suriyeli sığınmacı krizi” hem yarattığı insani dramlar sebebiyle hem de Türkiye’ye yüklediği ekonomik maliyetlerden ötürü ciddi bir sorun olarak tanımlanmıştır.

Göç hususunda CHP, seçilmesi halinde gelecek vaatlerini şu şekilde sıralıyor:

“Dış Politika: İstikrar ve İtibar”

“Dış Politika: İstikrar ve İtibar” başlığı altında Ortadoğu ve Doğu Akdeniz bölgesinde “Suriye’de Savaşın Sona Erdirilmesi” adında hedefler paylaşılmıştır. CHP’nin gelecek ile ilgili dış politika hedeflerinde öncelikli olarak Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün tanınması yer almıştır. Genel hedef olarak; Türkiye’yi laikliğe, kadın-erkek eşitliğine, sosyal haklara ve hukukun üstünlüğüne bağlı Orta Doğu ülkeleri için model teşkil eden kalkınmış bir bölgesel güç haline gelmektedir. Ayrıca bölge ülkelerinin bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı duyulacağı; bölgede köktenci, mezhepçi ve dogmatik siyasetten uzak bir politika izleneceği söylenmektedir.

  • Bölge merkezli dış politika yaklaşımından yola çıkarak, kurucu üyelerinin İran, Irak, Suriye ve Türkiye olacağı “Ortadoğu Barış ve İş Birliği Teşkilatı (OBİT) kurulacaktır.
  • TSK’nın Suriye’deki misyonunun gerekli diplomatik adımlarla desteklenmesi ve başarıyla sona erdirilmesi gerektiği belirtilmektedir.
  • Avrupa ile ilişkilerde Suriyelilerin insan haklarını hiçe sayan bir anlayışla koz olarak kullanılmasına son verilecektir.
  • Suriye’de savaşın sona erdirilmesi için bütün uluslararası barış girişimleri ve BM Suriye Özel Suriye Temsilcisi’nin çalışmaları desteklenecektir.
  • Suriye’deki terör örgütlerine karşı kesin bir tavır alınacaktır.
  • Türkiye’de geçici koruma altındaki Suriyelilere yapılan yardımların şeffaf ve denetlenebilir olması sağlanacaktır.
  • Çocuklar başta olmak üzere Suriyelilerin kayıt dışı ve kabul edilemez koşullarda çalışmasının öne geçilecektir.
“Mağdur edilmeden, aşamalı ve güvenli bir geri dönüş”

Suriye’de istikrar sağlanacak, devlet dışı aktörlerin silahsızlandırılması sağlanacak ve Suriye halkının kendi iradesiyle karar verebileceği bir siyasi çözüm desteklenecektir. Bunların gerçekleşmesinden sonra ülkemizde geçici koruma altında yer alan Suriyeliler arasında dileyenlerin mağdur edilmeden, aşamalı ve güveli olarak ülkelerine geri dönmesinin sağlanacağı belirtilmiştir. CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin katıldığı bir televizyon programında bayramda Suriye’ye ziyarete giden Suriyelilerin tekrar ülkeye alınmayacağını söylemesi de dikkat çekmişti.

Ek olarak; bilim ve teknolojide Türkiye’nin geride kalmasıyla nitelikli göç veren ve niteliksiz göç alan bir ülke konumuna düşmenin kabul edilemez olduğunun belirtildiği bildirgede Anadolu’nun gelişmemiş şehirlerinden sanayi illerine gerçekleşen iç göç de çözülmesi gereken bir sorun olarak yer alıyor. Bu sorunun önüne geçmek için “Beş Kalkınma Kuşağı” adlı bir kalkınma projesi çözüm olarak sunuluyor.

 

İYİ PARTİ: “Her insan doğduğu yerde mutludur”

MHP’den ayrılan Meral Akşener önderliğinde kurulan İyi Parti ilk kez seçimlere hazırlanıyor. “Milletimizle Sözleşme” adını verdiği seçim bildirgesinde seçildiği takdirde seçmenlere gelecek vaatlerini sunuyor.

Göç ile ilgili olarak İyi Parti, Ak Parti hükümetinin Suriye konusunda yanlış politikalar izlediğini öne sürmektedir. “Her insan, doğduğu topraklarda mutludur.” prensibinden yola çıkılarak yeni bir Suriye politikasının uygulanacağı ifade edilmektedir:

  • Suriye konusu iç politika malzemesi yapılmayacaktır.
  • Suriye’nin toprak bütünlüğü ve resmi devlet yönetimi tanınacaktır.
  • Herhangi bir gücün gölgesinde olmadan Türkiye önderliğinde barış müzakereleri başlatılacaktır.
  • Afrin operasyonunda temizlenen bölgelerde Suriye devleti ve uluslararası toplumun desteğiyle tam teşekküllü kamplar kurulacaktır. Bahsi geçen kampların bütçesi Türkiye’den değil BM ve diğer ilgili uluslararası kuruluşlardan sağlanacaktır.
  • Ülkemizdeki Suriyelilerin kontrol altına alınacaktır. Bu kapsamda kayıt dışılık ile mücadele edilecektir.
  • Türkiye’de doğan çocukların ebeveynlerine vatandaşlık değil geçici ikamet verilecektir.
  • Yeni geçici koruma ve iltica talepleri geri çevrilecektir.
  • Göç ve mülteci sorununa ilişkin uluslararası işbirliği ve ortak mücadele kapsamında önce göç kaynağı ülkelerde güvenlikli alanların oluşturulacaktır. Sonrasında bu ülkelerden göç akınını önlemeye yönelik politikalar geliştirilecek ve geri kabul anlaşmalarına üçüncü ülkelerin de dahil edilerek Türkiye’nin üzerindeki yük paylaştırılacaktır.
“2019 yılının ilk iftarı Suriye’de olacak”

Bütün bunlar gerçekleştiğinde, “Suriyeli misafirlerin” ülkelerine geri dönmelerini sağlayacağının iddia edildiği sözleşmede 2019 yılı Ramazan ayının ilk iftarında Suriyelilerin misafiri olunacağı belirtiliyor. İyi Parti’nin cumhurbaşkanı adayı Akşener de bu ifadeyi mitinglerde ve katıldığı programlarda sıklıkla belirtmişti.

 

HALKLARIN DEMOKRATİK PARTİSİ: “Her halk kendi kaderini tayin etmelidir”

HDP, 2018 seçim bildirgesinde Türkiye’deki göç ile ilgili konuları kendi bakış açısıyla değerlendirmiştir. Mevcut iktidarın içeride ve dışarıda yürüttüğü savaş ve gerginlikler üzerinden koruduğunu iddia eden HDP, bu durumun ülkenin ve bölgenin barışını ciddi anlamda tehdit ettiğini ifade ediyor. Bu bağlamda yürütülen “bütün dünyayla kavga politikasının” sonlandırılması, başta Ortadoğu olmak üzere tüm halkların kendi kaderlerini özgürce tayin etmesi gerekmektedir ki ancak bu sayede demokratik, eşitlikçi ve özgür bir yönetime erişilebilecektir.

Ortadoğu’daki Kürt düşmanı politikaların sonlandırılması gerektiğine özellikle vurgu yapan HDP, Rojava’nın demokratik yönetim iradesinin tanınmasını ve Demokratik Suriye yönetiminin hayat bulmasının da altını çiziyor. Son olarak HDP, Ortadoğu’daki yapay sınırlarla halkların bölünemeyeceğini ve halkların arasındaki ekonomik, sosyal ve kültürel bağların güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

 

SAADET PARTİSİ: “Batı emperyalizmine karşı yerli, milli ve şahsiyetli bir dış politika”

Saadet Partisi, 2018 seçimleri için hazırladığı ve “Türkiye Vizyonu” adını verdiği bildirgede göç ile ilgili farklı konuları farklı bir bakış açısıyla ele alıyor. Batı emperyalizmine karşı durduğunu iddia eden Saadet Partisi, Batı dünyasının dünyayı idare etme tarzı olarak ülkeleri farklı metotlarla kontrol altına almaya çalıştığını düşünüyor. Saadet Partisi’ne göre özellikle Müslüman ülkeleri hedef alan Batı; Irak, Afganistan, Suriye, Mısır ve Libya gibi ülkelee doğrudan müdahale ederek bu toplulukların düzenini bozuyor ve Türkiye de bulunduğu coğrafi konum, tarihi misyon ve sorumlulukları itibariyle bu mazlum coğrafyalardan bir hayli etkileniyor. Saadet Partisi, dış politikadaki yaklaşımlarını bu bilinçle bölgesel ve küresel olarak planladığını ve geliştirdiğini öne sürerken “Şahsiyetli Dış Politika” adı verilen ve “Milli Görüş” doğrultusunda hareket eden bir dış politika izleyeceğini vurguluyor. Batı merkezli sömürücülüğe ve yayılmacılığa karşı durarak, Batı medeniyetini üstün gören anlayışlardan uzaklaşılacağını vaat etmektedir. Bu anlayışla Suriye başta olmak üzere kriz bölgelerinde huzur ve barışın tesis edileceğine inanılıyor.

 

MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ: “Suriye krizi ile mücadelede koşulsuz devletin destekçisiyiz.”

Son olarak 2018 seçimlerinde Ak Parti ile ittifak yapan MHP de “Cumhur İttifakı Millet Aklı” sloganıyla bir seçim bildirgesi hazırladı. Bildirgede Suriye krizi ve göç ile ilgili olarak Suriye’deki terörle ve kanton yapılarla mücadele edilmesinin gerekliliğinin üstünde durulurken, bu konuda partinin devleti koşulsuz desteklediğini ve destekleyeceği belirtiliyor. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarındaki katkılarını bu noktada örnek gösteren parti, bunun dışında Suriye’deki çatışma veya Suriyeli göçmenlerle ilgili spesifik bir konuya değinmiyor.