Bugünlerde “Александар е цар македонски” (İskender Makedon Çarı’dır) adlı şarkı Makedonya’da hayli meşhur. Şarkının sözleri de aşağıda göreceğiniz gibi hayli provokatif:

Yunanlılar büyük bir hata yaptı
Yabancıların mezarlarına ağlıyorlardı.
Yabancı krallarıyla çok mutlulardı.
Anamız Makedonya tüm dünyaya gösterecek
İskender, Makedonya Çarı’dır.

Yukarıdaki sözler Üsküp sokaklarında yükselirken, halihazırdaki Makedonya Cumhuriyeti’nin, muhtemel yeni anayasal ismiyle Kuzey Makedonya Cumhuriyeti’nin Başbakanı Zoran Zaev geride bıraktığımız Salı günü Bakanlar Kurulu’nun tüm üyeleriyle birlikte kameraların karşısına geçerek 27 yıldır beklenen o açıklamayı yaptı. Yunanistan ile nihai çözüm için anlaşmaya varıldı ve BM üyesi 195 ülkenin, aralarında ABD, Rusya Federasyonu ve Çin’in de bulunduğu 140’ının anayasal ismiyle Makedonya Cumhuriyeti olarak tanıdığı 27 yıllık Makedonya Cumhuriyeti artık Kuzey Makedonya Cumhuriyeti olarak anılacak.

‘Ama Güney hani?’ sorusunu sorduğunuzu duyar gibiyim ama ortalık karışık zaten, sonra müsait zamanda mütekabiliyet üzerinden konuşalım bu yeni sorunu. (Ben bu cümleleri yazarken Makedonya Cumhuriyeti’nin aşırı sağcı partisi VMRO-DPMNE’ye mensup Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, Yunanistan ile varılan isim anlaşmasını anayasayı ihlal ettiği gerekçesiyle imzalamayacağını söylerken Yunan muhalefeti de hükümet aleyhine güven oylaması istedi.)

 

İsim Sorunu: “Kaybet-Kaybet Oyunu”

Peki 27 yıldır Avrupa’nın en büyük krizlerinden biri olarak kimi zaman dünya gündemini meşgul eden, kimi zaman hükümet sallayan bu isimde ne var? Her haftasonu Selanik ya da Üsküp’te bayrak yaktıran bu mesele pire için yorgan yakmak mı yoksa kaş yaparken göz çıkarmak mı?

Temel sebebi Dede Korkut’un ‘adını ben verdim yaşını Allah versin’ dediği yılların da öncesine giden meseleyi genel hatlarıyla özetlemeye çalışacağım. İsim Sorunu olarak adlandırılan bu kriz Yunanistan ve Makedonya Cumhuriyeti arasında; M.Ö 356 yılında dünyaya gelen Makedonyalı Büyük İskender’in doğum yerini paylaşamamanın kavgası aslında. Özetledim. Şimdi biraz daha derine inelim.

Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nin (YSFC) dağılması sırasında, Balkanlar’daki halkların bastırılmış depresif milliyetçi gerginliklerinin, Batı Balkanlar’daki sınırların büyük ölçüde değişmesiyle birleşmesi, Eski Yugoslavya topraklarının yeni mirasçıları için sınır aşan kaybet-kaybet oyunları üretti. Bu oyunların en dramatiği ise çeyrek asırdan fazla süren ve zamanla Avrupa’nın en büyük baş ağrısına dönüşen ‘Makedonya İsim Sorunu’ olarak çıktı karşımıza. YSFC’nin 1945 yılında kurulması öncesinde Vardarska Banovina olarak anılan bölgenin bu tarihten itibaren Makedonya olarak anılmaya başlanması ve Yunanistan içerisinde aynı adı taşıyan bir yönetim bölgesi olmasına karşın, Makedonya Halk Cumhuriyeti adıyla Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’ni oluşturan bir anayasal federal cumhuriyet statüsü kazanması düne kadar gelen krizin fitilini ilk ateşleyen adım olarak değerlendirebilir. Bu adım 2. Dünya Savaşı sonrası Yunanistan’da çeşitli politikalarla Helenleştirilmeye çalışılan ve buna direnenlerin 2. Dünya Savaşı sırasında Nazilerle iş birliği yaptıkları iddiasıyla sürgün vb. yaptırımlara tabi tutulduğu Slavca konuşan ve kendilerini Makedon olarak tanımlayan etnik grup için umut kaynağı olduğu hiç şüphesiz bir gerçek. Eski Yugoslavya birleşeni Makedonya Cumhuriyeti’nin 1991 yılında bağımsızlığını kazanması Yunanistan etnik Makedonları ile ilgili Balkan Savaşları’na kadar uzanan bu anlaşmazlığı tekrar alevlendirdi. Diğer taraftan bağımsızlık ilanını izleyen günlerde Yunanistan, “Makedonya”; teriminin eski Makedonya Krallığı’na atıfta bulunduğunu ve komşu bir ülkenin adında kullanılmasının Helen kültürünün ve mirasının önemli bir kısmını ele geçireceğini iddia ederken, aynı zamanda, Makedonya isminin kullanılmasının, yeni ülkenin, aynı adı taşıyan kuzey Yunan vilayeti üzerinde toprak hırslarını ima ettiğini de iddia etti ve 27 yıllık inat böylece resmen başlamış oldu.

 

Geçici Çözüm Sorunu Sürdürdü

Bağımsızlık ilanı sonrası BM üyeliğine başvuran ve o günlerde 120 ülkenin Makedonya Cumhuriyeti olarak tanıdığı, Balkanlar’ın kalbindeki yeni ülke, güneydeki komşusu Yunanistan’ın isim inadıyla ilk kez uluslararası arenada yüzleşti. 2 yıl sonra Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti nam-ı diğer FYROM ismi, çiçeği burnundaki ülkenin BM üyeliği için Ocak 1993’te üç BMGK ve Avrupa Komisyonu üyesi Fransa, İspanya ve Birleşik Krallık tarafından önerildi. Her iki tarafta da uzun süren diplomatik baskılar ve iki taraftaki aşırı sağın bugün de benzerlerini gördüğümüz itirazlarına rağmen, Atina ve Üsküp Nisan 1993’te bu teklifi onayladı. Makedonya Cumhuriyeti, FYROM geçici ismiyle BM’nin 181.üyesi oldu.

Bu geçici çözüme rağmen isim konusundaki anlaşmazlık, Yunanistan’ın Makedonya Cumhuriyeti’ne ticari ambargo ilan etmesiyle en yüksek uluslararası arabuluculuk seviyesine tırmandı. 1995 yılında “eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti” FYROM geçici referansının, Makedonya Cumhuriyeti’nin anayasal isminin (Republika Makedonija) çevirilerini tanımayan tüm uluslararası örgütler ve devletler tarafından kullanılmaya başlamasıyla Yunanistan ve Makedonya, ikili ilişkileri resmileştirdi ve iki ülke bu tarihten itibaren BM himayesinde, adlandırma konusuyla ilgili nihai çözüm için müzakerelere başlamayı taahhüt etti. Bu noktadaki dramatik ayrıntı ise şöyleydi; Makedonya Cumhuriyeti’nin Yunan limanlarına erişimini sağlayan ambargo sorununu çözen bu geçici anlaşmayla Yunanistan Makedonya’nın en büyük yatırımcısı ve en yakın ticaret ortağı olan ülke haline geldi. Ancak aradan geçen yıllarda Yunanistan’ın sesi biraz daha kısılan ısrarı, Makedonya’nın daha iyi bir yaşam hayaliyle temel öncelik haline getirdiği ve çoktan hak ettiği AB ve NATO üyeliklerinin önünde bir kırmızı şerit olarak kaldı.

 

“Yeter ki AB ve NATO’ya Girelim”

Geniş özetle, isim anlaşmazlığının temelde ilk adımları, Yunanistan’ın sonradan ortaya çıkan bir ülkenin Makedonya Cumhuriyeti’nin, Yunan ulusal tarihine ve kültürel kimliğine ait tarihi, kültürel ve coğrafi değerlerini ve en başta Makedonya adını, kullanma hakkına sahip olmadığını iddia etmesi nedeniyle başlar. Yunanistan’ın savına göre Balkanlar’a Büyük İskender’in vefatından 1.000 yıl sonra gelen Makedonya Cumhuriyeti’nin ana kurucu unsuru olan Slav Makedonların eski Makedonya ya da Yunan kültürüyle hiçbir ilgisi yoktur. “Etnik Slav-Makedonlar” tarafından, eski Makedonlara çeşitli şekillerde bağlanan etnik bir süreklilik anlatısı ve bu iddiaların altını çizen sembolik eylemler, Makedonya ulusal bayrağındaki Vergina Güneşi sembolü veya Üsküp’ün Büyük İskender Havaalanı; tarih ve reelpolitik arasında kalan Yunanistan için fazlaca tahrik ediciydi. Sonuç olarak Büyük İskender Havaalanı’nın adı bugün Üsküp Uluslararası Havaalanı. Bayraktaki Vergina Güneşi artık Güney’deki Vergina Güneşi’ne benzemiyor. Hatta Üsküp’ü Selanik’e bağlayan Büyük İskender Otoyolu’nun adı bile “Kardeşlik Yolu” oldu. Son Makedonya ziyaretim tam da Havaalanı’nın isminin değiştiği günlere denk gelmişti. Bu vesileyle çeşitli görüş ve ideolojilerden akademisyenler, diplomatlar, bürokratlar ve aktivistlerle bu konuda konuşma imkanı buldum. Aralarındaki en etkileyici yorumu buraya alıntılıyorum: “Havaalanının adı isterse Aşırı Küçük İskender Havaalanı olsun, ülkenin adı da isterse Republika Ajvarija (Ayvarya Cumhuriyeti) olsun zerre umrumda değil. Yeter ki AB ve NATO’ya girelim. Hem ülkenin adı Ajvarija olursa her kahvaltıda milli bilincimizi tazelemiş oluruz.”

Bence, rahmetli Büyük İskender bu günleri görse kendi ismi ile imparatorluğunun isminin tutkulu bir anlaşmazlığın kalbinde nasıl durduğuna hayli şaşırırdı. Kendisini rahmetle anıyor, tam anlamıyla bir kaybet kaybet oyunu olan 27 yıllık sorunun bir kazan kazan oyununa nasıl dönüştüğünü bizlere gösteren başbakanlar Zaev ve Çipras’a şükranlarımı sunuyorum.