2017 yılında kutuplaşma ve bölünmenin olası tehditlerine karşı kurulan ve birçok ülkede (Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Almanya, Hollanda, Yunanistan) araştırmalar yürüten More in Common’un Ağustos 2018’de yayınladığı raporda, İtalyanların ülkelerine ve göçmenlerle ilişkin fikirleri yer alıyor. Rapora göre İtalyanlar,  sığınmacı akını konusunda Avrupa Birliği’nden destek bulamamaktan ötürü terk edilmiş hissediyorlar. Bu görüşün en güçlü AB destekçileri arasında bile yaygın olduğu belirtiliyor.

Raporun gösterdiği üzere sisteme güveni kırılan ve gelecek nesil için endişelenen halk, yolsuzluk ve eşitsizlik gündemiyle fazlaca meşgul. Avrupa Birliği’nin göç konusunda yarattığı hayal kırıklığı ve diğer ülkelerin deniz sınırlarını idare etmedeki başarısızlığı nedeniyle hüsrana uğrayan İtalyanlar değişim arıyor. Mart 2018’de sandığa giden İtalya’da göçmenlik ve ötekileştirmeye ilişkin konulara da ilginin arttığı görülüyor. Çoğu İtalyana göre en önemli gündem göç, Akdeniz’deki göçmen hareketliliğinin medyaya yansıma şekli ise güvensizlik algısını artırıyor.

Yüksek düzeyde işsizlik ve Lega’nın “Önce İtalyanlar” (“prima gli Italiani”) sözüyle verdiği ayrılıkçı mesajlara rağmen rapora göre halkın, göçün olumsuz etkileri olduğuna inanmakla birlikte misafirperverliğe olan sağduyusunu kaybetmemiş olduğu belirtiliyor.

 

“İtalyanlar göçmenleri “öteki” olarak görüyor”

İtalyanlar sığınmacı ve mülteci arasındaki farkları anlıyorlar fakat aşırı sağ grupların tetiklediği ve sosyal medyanın da gündemde tuttuğu kutuplaşma iklimiyle birlikte,  göçmenleri “öteki” olarak görmeye eğilimliler. İtalya’da göçe karşı tutumlarına göre sınıflandırılan yedi grup bulunuyor: Left Behind, Security Concerned, Hostile Nationalists, Catholic Humanitarians, Italian Cosmopolitans, Cultural Defenders, Disengagement Moderates.  Rapora göre bu çeşitlilik, olumlu etkilere odaklanarak “göçe açık kapı” politikasını destekleyenler, olumsuz etkilere odaklanarak “kapıları kapatma” taraftarı olanlar ve ılımlı duruş sergileyenler arasındaki fikir ayrılıklarından kaynaklanıyor.

İtalya’nın kendine özgü birçok özelliği olmasına rağmen orta grubun tutumları, Fransa, Almanya, Hollanda ve Yunanistan’daki araştırma araştırmaları ile tutarlı görünüyor. Rapora göre,

  • iki bölüm açık görüşleri savunuyor: İtalian Cosmopolitans ve Catholic Humanitarians;
  • İki bölüm kapalı görüşleri savunuyor: Hostile Nationalists ve Cultural Defenders
  • Ortada yer alan ve hem açık hem kapalı görüşün fikirlerini benimseyenler ise: Disengagement Moderates, Left Behind ve Security Concerned.

“Security Concerned” güvenlikten endişeli. Bu kesime göre göçmenler bir güvenlik tehdidi olmakla birlikte, işgücü piyasasında ve kamu hizmetlerinden yararlanmada da haksız rakipler. “Disengagement Moderates”, göçmenleri de kendileri gibi sistem kurbanı olarak görmeye ve empati yapmaya meyilli olsalar da, öncelikle kendi durumlarına odaklanıyorlar. “Hostile Nationalists” ve “Security Concerned” gruplarının %70’i göçmenlerin sağlık riski oluşturduğunu düşünüyor. Ilımlılar ve çekimserler, yeni gelenlerin özellikle İtalya’nın yasalarına ve kültürel değerlerine saygı duymaları konusunda endişeliler. Bütün kesimler göçmenlik ilkesini destekliyorlar fakat İtalya’nın kapasitesinin de sınırlı olduğunu düşünüyorlar. “Hostile Nationalists” dışındaki tüm kesimler çocukların bakımına öncelik verilmesi ve ülkelerine geri gönderilmemeleri gerektiği konusunda hemfikirler.

İtalya ve Macaristan’dan Göçmen Karşıtı İttifak

Pek çok İtalyan, yeni gelenlerin İtalyan toplumuyla bütünleşmek istediğinden şüphe ediyor. Göçe açık gruplar göçmenlerin entegre olmaya çalıştıklarına inanıyor, “Disengagement Moderates” kutuplaşma konusunda sistemi suçluyor, “Left Behind” ise entegrasyonun asimilasyona dönmesi konusunda endişe duyuyor.

İtalyanlar’ın kemer sıkma, kültürel  çöküş korkusu, yolsuzluk, kurumlara olan güvenin sarsılması ve siyasi kurumların başarısızlığından dolayı otoriter popülizme ve aşırı pozisyonlara destek vermeye açık hale geldiği belirtiliyor. Otoriter değerler Hostile Nationalists, Security Concerned, Left Behind ve Cultural Defenders kesimleri tarafından güçlü bir şekilde benimseniyor. Aynı grupların %70-80’i İtalya’nın kurallara ve diğer ülkelere rest çekebilecek güçlü bir lidere ihtiyacı olduğunu düşünüyor. Bu görüş göçe açık gruplar tarafından bile destekleniyor. Lider isteğine en düşük desteği verenler ise “Disengagement Moderates”. Buna rağmen Hostile Nationalists dışındaki tüm kesimler ırkçılığın ve ayrımcılığın artmasından endişe duyuyorlar. Italian Cosmopolitans ve Catholic Humanitarians ise sığınma ilkesini ezici bir şekilde destekliyor ve İtalya’daki mültecilere yardım etmek için harekete geçiyor.

 

“Aşırı Sağ, İtalyanların hayal kırıklıklarını istismar ediyor”

Napolyon savaşından bu yana, İtalyanlar kimlik ve aidiyet meseleleri hakkındaki kamuoyu tartışmalarından asla uzak kalmadılar. İtalya’da bölgesel kimliklere bağlılık, diğer Avrupa ülkelerinin çoğundan daha fazla olsa da ulusal bir İtalyan kimliği Dünya çapında on milyonlarca İtalyan tarafından gurur kaynağı. Ancak halk, yöneticilerin başarısızlığının, yolsuzlukların ve eşitsizliklerin derin hayal kırıklığını yaşıyor. Sistemin kırıldığını hissediyorlar ve gelecek neslin fırsat eksikliği yaşamasından endişe ediyorlar.  Bu endişenin yarattığı atmosferden yararlanan iki popülist parti, yarım milyon Afrikalı ve Arap göçmeni ülkeye geri göndermek, Arap vaazlarını yasaklamak ve yeni camilerin inşa edilmesinden önce halk oyu verilmesini sağlamak gibi vaatlerle kamuoyunun değişim arzusunu tatmin etme stratejisi izliyor.

Türkler Gelecek Sanıyorduk, Irkçılar Geldi Mehmet!

More in Common’un raporuna göre, aşırılık yanlısı Fratelli d’Italia (İtalya’nın Kardeşleri) partisi, Lega ve Beş Yıldız Hareketi İtalyanların siyasal düzenden yoksun bırakılmasını istismar ediyor. Birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi İtalya da grup dışı (göçmenler ve mülteciler) ve grup içi (İtalyanlar) segmentlerden oluşuyor. Ancak raporda belirtildiği üzere, dış gruplara yönelik düşmanca tavır, geleneksel İtalyan misafirperverliğiyle tezat oluşturuyor.  Pek çok İtalyan, misafirperverliklerinin göçmenler tarafından suistimal edilmesinden endişe duyuyor. Araştırmaya katılan bazı katılımcılar ise ekonomik-sosyal eşitsizlik, istihdam, eğitim gibi somut meseleleri tartışmanın sorumluluğunu almaktansa göç konusunun bazı çıkar grupları tarafından gerçeğin üzerini örtmek için kullanıldığını savunmayı tercih ediyor.

 

“Göçmenlerle ilgili suç raporları kaygıyı artırıyor”

Akdeniz’den gelen büyük miktardaki mülteci teknelerinin medyaya yansıma şekli, son yıllarda göçmenlerle ilgili suç raporları ve sınırlardaki kontrol kaybına ilişkin algılar, varış rakamlarında bir düşüş yaşanmasına rağmen (Uluslararası Göç Örgütü’ne göre, 2017, İtalya’da deniz yoluyla İtalya’ya 110.319 kişinin ulaştı ve bu rakam son 4 yılın en düşük rakamı) kamuoyunun kaygılarını artırıyor. Gözaltı merkezlerindeki kötü koşullar ve önceki İtalyan hükümetinin Akdeniz üzerindeki göçmen geçişini sınırlandırmak için 2017 yılında Libya ile anlaşması İtalya’nın diğer ülkeler tarafından eleştiri oklarının hedefi olmasına yol açmıştı. Önceki hükümetin bu başarısızlıkları Mart Seçimi’ndeki yenilgiye katkıda bulundu.

Yabancı düşmanı siyasi partiler ve savunucuları, göçmenlerin Akdeniz’den gelişinin İtalyan topraklarında suç, terör ve hastalık riskini artırdığını iddia ediyor. More in Common’un araştırmasına göre, göçmenleri ilgilendiren suçlar medya tarafından, halkın göçmenler ve suç oranının artması arasında bağlantı kurmasını sağlayacak şekilde geniş çapta duyuruluyor. Mafyanın göçmen kabul merkezlerinin faaliyetlerine karışmasıyla ilgili düzenli medya raporları, İtalya’daki göçmenlik meselelerinin ele alınması konusunda daha fazla endişe uyandırıyor. 2017’de iltica başvurularının yaklaşık olarak yarısının reddedilmesi de mülteci olarak gelmek isteyenlerin İtalya’da yasal bir yasal iddiasının bulunmadığı konusunda halkın algılarına destek veriyor.

 

“Göçmen Karşıtı gruplar: Tekneler Akdeniz’e geri gönderilmeli”

Raporun gösterdiği üzere, göçmenlere kapıları kapatmayı savunan değer grupları, göçmenlerin ve mültecilerin ve İtalyan halkından farklı olduğunu ve kendilerinin göçmenlerden güçlü olduğunu vurgulamaya meyilliler. Hem Hostile Nationalists hem de Cultural Defenders, İslam’a karşı oldukça olumsuz görüşlere sahipler ve İtalya’nın kendisini dış dünyadan daha fazla koruması gerektiğini düşünen kesimler arasında yer alıyorlar. Her iki grup da İtalya’nın kıyı sınırlarını korumak için mültecilerin yaşamlarını kaybetmeleri pahasına göçmen teknelerinin Akdeniz’e geri gönderilmesi fikrini destekliyor. Ülkelerini “zayıf”, “kızgın” ve “bölünmüş” olarak tanımlıyorlar. İtalya’daki kimlik, göçmenlik ve mülteci meseleleri hakkında birçok kapalı özellik ve inancı paylaşmakla birlikte otoritenin ve saflığın getirdiği ahlaki motivasyondan etkileniyorlar. Left Behind ise devletin kendi vatandaşına değer vermediğini savunuyor ve henüz yoksul bir İtalyan ailesinin konutu yokken göçmen ailenin konut sahibi olabilmesinin onları üzdüğünü ifade ediyor.

İtalya’da Aşırı Sağcı Lider: “Göçmenler Gidecek”

Orta görüşlere sahip kesim ise neredeyse nüfusun yarısını oluşturuyor. Fransa, Almanya, Hollanda ve Yunanistan’daki bulgulara benzer şekilde ortada konumlanan kesimler, açık ve kapalı kesimlerin savlarının kombinasyonuna sahip.  Genel olarak, bu gruplardaki insanlar İtalya’daki kimlik, göçmenlik ve mülteciler konularına derinden müdahil değiller ve tarafsız görüşlere sahip olma olasılıkları daha yüksek. Disengagement Moderates’in, İtalya’daki en eğitimli ve en geniş kesim olmasına rağmen ulusal kimlik, göçmenlik ve mülteci meseleleri hakkında bir görüş belirtmediği görülüyor. Buna karşın özellikle genç göçmenlerle empati kurmaya meyilliler.

 

Muhafazakarlar: “Mülteciler İtalya’nın değerlerine saygı duymalı”

Amerikalı akademisyen Jonathan Haidt’in Ahlaki Temeller Teorisi’nden yola çıkılarak yapılan anketin sonuçlarına göre muhafazakar değerler taşıyanların, aşağıdaki üç temele liberallerden daha fazla öncelik verdikleri görülüyor: otorite (grubun önde gelen kusurlarına, geleneklerine ve kurumlarına saygı), sadakat (gruba bağlılık) ve saflık (iğrenme duyarlılığı, genellikle dini bağlamlarda). Bu bulgu özellikle göç bağlamında önemli kabul ediliyor. Muhafazakarlara göre göçmenler geldikleri ülkenin yasalarına (otorite), kültürel ve ahlaki normlarına (saflık) saygı duymalı ve geldikleri ülkenin çıkarlarının korunması için (sadakat) çalışmalılar.

Left Behind kesimin adalete saygı konusunda muhafazakar gruplarla aynı görüşte birleştiği ve göçmenleri sistemi kandıran bireyler olarak algıladığı görülüyor. Aynı zamanda göçmenlerin hastalık taşıdığı düşüncesi Left Behind’in %61’inin iğrenme duygularını harekete geçiriyor. Security Concerned daha çok sadakat ve saflık üzerine yoğunlaşıyor. Bu gruba göre göçmenler ülkeye ihanet etme olasılıkları yüksek bireyler. Cultural Defenders otoriteye ve sadakate önem veriyor fakat gruplar arasında bu konuya en yüksek önemi veren kesim Hostile Nationalists. Bu kesimlere göre göçmenler İtalyan yasalarına, kültürüne, yapılarına ve kimliğine saygı duymuyorlar.

İtalya’da Ders Kitabında Tuhaf Cümleler: “Entegrasyonları Zor”

Tüm bu düşüncelere rağmen rapora göre Catholic Humanitarians’ın üçte biri, Italian Cosmopolitans ve Left Behind’in de beşte biri mültecilere para, gıda, giyim ve yiyecek yardımı yaptı. Özellikle Italian Cosmopolitans geçen yıl en çok yardım yapan grup olmakla birlikte mülteciler hakkında çevrimiçi olumlu hikayeler paylaştı, on kişiden biri siyasetçilerle görüştü, %8’i mültecilere destek istemek için dilekçe imzaladı ve %16’sı da mitinglere katılarak mültecilere destek oldu.

 

Halk medyaya ve hükümete güvenmiyor

More in Common’un bulgularına göre İtalya’da, STK’lar, işletmeler, hükümet ve medya gibi kurumlara olan güven azalmış durumda. STK’lar en güvenilen kurumlar iken, 2017’de güven seviyelerinin %10’dan fazla düşüş gösterdiği belirtildi. İtalyanlara göre ülkeyi ileriye taşıması en muhtemel kurum olduğundan, en güvenilir görülen kurum İşletmeler. Hükümete olan güven ise 10 italyanın 6’sı tarafıından kaybedilmiş durumda.

İtalyanların %45’i medyaya güveniyor, %72’si medyanın habercilikten çok büyük kitleleri çekmekle ilgilendiğini düşünüyor, %68’i medyanın kamuoyunu bilgilendirirken belirli bir ideolojiyi baz aldığına inanıyor, çevrimiçi medyaya duyulan güven ise yavaş yavaş artıyor.

 

Her 10 İtalyanın 4’ü: “İslam barışçıl bir din değil”

İtalya’daki Müslüman topluluklar, Roman ve Yahudi kökenli insanlar gibi yabancı düşmanlığından payını almış durumda. Son yıllarda Fransa, Almanya, Belçika, İngiltere ve diğer ülkelerdeki terörist saldırılar, İtalya’nın küçük ama büyüyen Müslüman nüfusunun kamuoyuna duyduğu korkuyu yoğunlaştırmak için sağcı popülist politikalar ve İtalyan medyası tarafından sömürüldü. Kamuoyu yoklaması, İtalya’nın Müslüman nüfusunun büyüklüğüne dair algısı ile gerçek Müslüman nüfusu arasında geniş bir uçurum olduğunu vurguladı.

Raporda görüldüğü üzere İtalyan nüfusunun yarısı Müslümanların İtalyanlardan farklı değer taşıdığına inanıyor ve Müslümanları “öteki” olarak algılıyor. Müslümanlara karşı tutumları etkileyen diğer bir faktör de, Müslüman kadınların toplumdaki rolü ve Müslümanların LGBT+ topluluğuna karşı tutumlarının algılanması. Nüfusun %61’i, Müslüman kadınların Müslüman olmayan kadınların yaşam tarzları üzerinde kontrol ve tercih sahibi olacağı konusunda endişeli. Yaklaşık %54’lük dilim ise İtalya’daki Müslümanların LGBT+ topluluğuna karşı önyargılı olduğuna inanıyor.

Pek çok İtalyan, İslam’ı ulusal bir tehdit olarak algılıyor; on kişiden dördü, İslam’ın barışçıl bir din olduğu yönündeki fikre katılmıyor. Bu algı, yabancı düşmanı topluluklar için propaganda fırsatı yaratma tehlikesi taşıyor.

 

“İtalya’nın alternatife ihtiyacı var”

More in Common’un rapordan çıkardığı sonuçlar ve tavsiyeler ise şunlar:

  1. İtalyanların aşırılıkçı milliyetçiliğin anlatısına uygun bir alternatife ihtiyaçları olduğu görülüyor. Aşırı milliyetçi anlatı İtalya’da, siyasal sistem ve zayıf liderlik, ekonomik durgunluk, yüksek işsizlik, yaygın yolsuzluk, küreselleşmenin etkileri ve hükümetlerin göç politikasının kontrolünü kaybettiği yönündeki algıların birleşiminden ötürü hayal kırıklığı yaratıyor. Bunun yerine hayal kırıklıklarına değinen ancak değişim vaat eden ve bütün İtalyanlara umut veren alternatif bir anlatım gerekiyor.
  2. More in Common’a göre vatansever anlatılar hayal kırıklıklarını suistimal etmeye ve göçmenleri ötekileştirmeye yarıyor. Bunlara mahal vermemek açısından vatansever anlatılarda bulunanların niyetlerinin açığa çıkarılması önemli görülüyor.
  3. İletişim kurmak ve misafirperverlik duygularını canlandırmak için hedef kitle aşırılaşmış gruplar değil, özellikle Katolik inancına bağlı orta kesimler olmalı. Katolik inancı, istismar vakalarıyla güven sarsılsa da İtalyan kültürü ve değerleri için hala büyük önem taşıyor. Katolik kimliği birleştirici bir kimlik olarak göç konusunda açık ve kapalı fikirlere sahip insanları ortak paydada buluşturmaya yarayabilir. Bununla birlikte güvenlik endişesi taşıyan vatandaşların da bu endişeleri anlayışla karşılanmalı ve güvensizlik hisleri üzerine yoğunlaşılmalı.
  4. Mali sıkıntı yaşayan İtalyanların durumlarının nasıl düzeltilebileceğine odaklanılmalı.

More in Common’un raporundan çıkan sonuca göre İtalyanlar, sadece İtalya içindeki azınlıklara değil, aynı zamanda İtalyan toplumunun karakterine ve demokrasinin bütünlüğüne karşı temel tehditlere karşı gelmek istiyorlarsa, bu adımların acilen uygulanması gerekiyor.