Geride bıraktığımız 10-11 Mart tarihlerinde İstanbul’da “İslamofobi ile Mücadele: Kapsamlı ve Etkin Çözümlere Doğru” adlı bir çalıştay düzenlendi.

Ankara merkezli Göç Araştırmaları Vakfı (GAV) tarafından organize edilen program Başbakanlığa bağlı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar kurumunun katkılarıyla yapıldı.

Programa Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, İstanbul Milletvekili aynı zamanda Almanya’da yetişmiş Mustafa Yeneroğlu ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Kurumu Başkanı Mehmet Köse iştirak ettiler.

İbrahim Kalın yaptığı konuşmada, Marx’ın “Aydınlanma yeni bir dünya kuracaksa, vadettiği özgür toplum, özgür birey, eşitlikçi sosyal yapı iddiasını, vaadini gerçekleştirecekse, bunun testi Yahudiler üzerinden olacaktır. Yahudiler yeni Avrupa toplumunun eşit bireyleri olarak topluma entegre edilmeden aydınlanma test edilmemiş olacaktır” dediğini aktararak, meselenin çözülmeyip, 2. Dünya Savaşı’nda modern tarihin en büyük katliamlarından biriyle neticelendiğini hatırlattı.

Kalın, yaptığı konuşmada Batı’da yükselen ırkçılığa vurgu yaptı. Batı’da yaşayan Müslümanların varlığını, Yahudiler’in varlığına benzer bir denkleme göre okumak zorunda kalabileceğimizi gösterdi.

Mustafa Yeneroğlu ise konuşmasında Avrupa’da İslamofobi ile mücadelenin yolunun Avrupa’da inişe geçen liberal değerlerin tekrar yükseltilmesi ve demokrasinin korunması ile mümkün olduğunu vurguladı.

YTB başkanı Mehmet Köse Müslümanların İslamofobi ile sadece sonradan yerleştikleri Batı ülkelerinde değil aynı zamanda yerlisi oldukları ülkelerde de (Myanmar, Tayland, Hindistan, Çin) karşılaşabildiklerini anlatarak konunun farklı bir veçhesini görmemizi sağladı.

Almanya, Fransa, Hollanda, İngiltere başta olmak üzere farklı ülkelerden akademisyen ve sivil toplum temsilcisinin katılımcı olduğu program eğitim, istihdam ve hukuk başlıklarıyla İslamofobi’nin daha iyi anlaşılması ve İslamofobi ile mücadele yöntemlerinin ele alınmasını sağladı.

Çalıştay, Müslümanların yoğun yaşadığı Batı ülkelerinde birbirine benzeyen ama her ülkede özgünlük gösteren bu sorunun çözümü hususunda kıyas yapma fırsatını verdi. Farklı ülkelerden dernek ve kişiler bilgi ve tecrübe birikimini paylaşarak küresel bir sorun olan İslamofobi’ye karşı küresel çözümler düşünme ve üretme ortamı yakalamış oldu. 

Türkiye’de yaşayan biri için hafifsenecek bir problem gibi görünen İslamofobi gittikçe tuhaflaşan yüz yılımızda dünyada yükselen ırkçılık ve otoriterlik, güçlenen ülkelerin ekonomik paylaşım sisteminden daha fazla pay istemesi ile birleştiğinde yakın geleceğin olumsuz gelişmelerini etkileyen bir konum elde edebilir. Ve unutulmaması gereken bu durumda en fazla zararı dünyanın her yerindeki Müslümanlar görecektir. Zaman kaybetmeden yükselen İslamofobi’ye Müslümanlar başta olmak üzere tüm insanlığın teyakkuz göstermesi şarttır.