Genel olarak siyasi liderlerin verdikleri demeçlerle yürürlüğe koydukları politikalar arasında hatırı sayılır derecede bir tutarsızlık bulunmaktadır. Konuyla alakalı yapılan çeşitli araştırmaların da gösterdiğine göre, siyasi yönelim olarak sağ veya sol ideolojiyi benimseyen farklı iktidarların göç politikaları arasında ciddi derecede bir farklılık bulunmamaktadır ve bu ideolojik farklılık yalnızca söylem seviyesinde ortaya çıkmaktadır. Göç politikalarına dair alınan kararlarda daha ziyade ekonomik dönemlerle ülkelerin refah rejimleri veya siyasi sistemleri etkili olmaktadır.

İtalya ve İspanya’da Yaşananlar

Birçok insan sol kanat partilerin göç yanlısı ve muhafazakâr partilerin ise göç karşıtı olduğunu düşünmektedir. Medyanın yakın zamanda Akdeniz ülkelerinde gerçekleşen olaylar etrafında oluşturduğu siyasal söylem de bu ilk izlenimi doğrular niteliktedir. İtalya’nın aşırı-sağ partisi mensubu İç İşleri Bakanı Matteo Salvini, yaklaşık olarak 600 göçmeni taşıyan Aquarius kurtarma gemisinin İtalya kıyılarına yanaşmasını yasaklamışken, İspanya’nın sosyalist Adalet Bakanı Pedro Sanchez ise o gemide bulunan göçmenlere iltica hakkı tanımıştı. Ancak gerçek daha ince ayrıntıları içinde barındırmaktadır. Bu olaydan birkaç gün sonra başka bir botun İtalya’da karaya çıkmasına izin verilirken İspanya ise aynı dönemde Avrupa Birliği liderlerinin haziran ayının sonlarında aldığı sığınmacılara kalacak yer temin eden merkezlerin kapatılmasına yönelik kararına destek vermiştir.

Türkler Gelecek Sanıyorduk, Irkçılar Geldi Mehmet!

Sol Gerçekten “Göç Yanlısı” mı?

Tarih bizleri sol partilerin sağ partilere kıyasla daha göç yanlısı olduğu algısını sorgulamaya da teşvik etmektedir. Örneğin, 1960’larda özellikle endüstri lobileri ve aile birleşimi hakkı gibi etmenlerden dolayı sağ partiler, Akdeniz ülkelerinden Batı Avrupa’ya doğru gerçekleşen misafir-işçi göç akımlarının destekçisi olmuştur. Aynı dönemde sol partiler ise daha çok göç karşıtı bir tutum izlemişlerdir çünkü bu partilere göre göçün artması ülkelerindeki lokal işçilerinin ve işçi sendikalarının konumunu zayıflatabilirdi. Bu tip örnekler, sol ve sağ partilerin uyguladıkları farklı göç politikalarının benimsedikleri ideolojiler temel alınarak sınıflandırılamayacağını göstermektedir. Gerçekte ise bu ayrım daha çok aynı ideolojiyi benimseyen farklı partilerin göçe dair tutumlarında gözlenmektedir.

Sağ partiler arasında ekonomik liberalizmin destekçileri çoğunlukla göçü desteklerken, kültürel muhafazakârlar ise göç karşıtı tutumlar sergilemektedir. Sol içerisinde ise kozmopolit ve insani yardım grupları tahmin edilebileceği üzere göçmen haklarını savunurken, ekonomide korumacılık ilkesini benimseyen gruplar ise göçe karşı daha mesafeli bir konumda bulunmaktadır. Öte yandan, siyasi liderlerin politikalar üretmek için birbirleriyle olan uzlaşma ihtiyacı, partilerin ideolojik yönelimlerinin politikalar üzerindeki etkisini azaltmaktadır çünkü politikaların yürürlüğe girebilmesi için koalisyonlar aracılığıyla partiler arasında, ulusal ve uluslararası düzeyde veya işletmeler ve işçi sendikaları gibi önemli lobilerle ortak zemin sağlanmak zorundadır.

İdeolojilerin Göç Politikalarına Etkisi

Yukarıda bahsedilen sebeplerden dolayı partilerin göçe dair tutumları fazlasıyla tutarsızdır ve partilerin birbirleriyle olan uzlaşma ihtiyacı daha detaylı politikaların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Katharina Natter ve Hein de Haas siyasi partilerin göç politikaları üzerindeki etkisini daha iyi anlayabilmek için yapmış oldukları araştırmada, 1975-2012 yılları arasında 21 OECD ülkesinin uyguladığı kısıtlayıcı göç politikalarındaki değişiklikleri inceleyerek ideolojik yönelimlerin hükümetlerin politikaları üzerindeki etkisini analiz etmiştir. Araştırma sonunda, iktidar partilerinin ideolojik yönelimleriyle uyguladıkları kısıtlayıcı göç politika değişiklikleri arasında belirgin bir ilişkinin olmadığı ortaya çıkmıştır.

Araştırmaya göre, iktidarda bulunan partinin sol veya sağ parti olması göç politikalarında yapılan değişiklikleri önemli ölçüde etkilememektedir. Bu konuda entegrasyon ve aile göç politikaları istisna olarak göze çarpabilir çünkü sol partiler bu meselelerde genel olarak ideolojileriyle uyumlu olacak şekilde daha liberal politika değişiklikleri benimsemiştir.

Katharina Natter ve Hein de Haas’ın yapmış olduğu araştırma, hükümetlerin göç politikalarının, iktidarın sol veya sağ partide olması fark etmeksizin, zaman içerisinde giderek daha liberalleştirildiğini göstermektedir. Çoğu hükümet zaman içerisinde ülkelere girişi kolaylaştırmış ve bunu genellikle göçmen haklarını genişleten politikalar üreterek desteklemişlerdir. Bununla birlikte, ideolojik olarak birbirlerinden farklı partilerin kendi aralarında yaptıkları anlaşmalarla illegal göçmenlere ve sığınmacılara yönelik ortaya çıkan kısıtlayıcı politikalar da ‘’yalnızca sağ partilerin sınır kontrolünü arttırmaya eğilimli olduğu’’ algısını kırmaktadır. Ayrıca aşırı sağ partilerin ülke politikalarına etki derecesiyle daha kısıtlayıcı hale getirilen politikalar arasında tam olarak bir ilişki bulunmamaktadır. Bu durum ülkeye girişe yönelik politikalarda ekstrem sağ partilerin etkisinin abartıldığını tartışan başka bir araştırmayı da destekler niteliktedir.

Mültecilerin Yeniden Yerleştirilmesi ve “Avrupa Değerleri”

Tüm bu bulguların işaret ettiği üzere hem sağ hem de sol partilerin siyasi söylemleriyle oluşturdukları politikalar arasında epey bir uyuşmazlık bulunmaktadır. Natter ve Haas’ın araştırmasına göre, göç politikalarındaki değişiklikler parti ideolojileriyle alakası olmayan başka tür faktörlerden dolayı gerçekleşmektedir. Örneğin göç politikaları, hızla gelişen ekonomiye sahip ve dış ticarete açık yerlerle beraber federal siyasi sisteme sahip ülkelerde daha liberal bir yapıda olmaya eğilimlidir. Kısıtlayıcı göç politikaları ise daha çok güçlü bir sosyal yardım sistemi ve siyasi düzeninde çok fazla partiye sahip olan ülkeler ile özdeşleşmektedir. Her ne kadar artan göç seviyeleri daha kısıtlayıcı göç politikalarını beraberinde getiriyor gibi bir algı varsa da araştırmada artan göç seviyelerinin aslında genel kısıtlayıcı göç politikaları üstünde herhangi bir etkisi olmadığı ortaya çıkmıştır.

Ekonomik Faktörler

Ekonomik sebepler bir ülkenin göçe bakış açısını etkileyen temel faktörlerden birisidir. Ekonomik büyüme önemli ölçüde liberal göç politikalarının benimsenmesiyle ilişkilidir. Bu durum işletme lobilerinin bir ülkeye giriş politikalarının hafifletilmesi için sarf ettikleri yoğun çabada görülmektedir. Bir ülkenin ekonomisinin göreceli olarak iyi konumda olduğu zamanlarda o ülkede göçe yönelik daha az toplum baskısı görülebilir. Böylelikle çeşitli işletmeler özellikle bu dönemlerde, hükümetin ideolojik yönelimine bakmaksızın, direkt olarak daha fazla göçmenin ülkeye giriş yapması için hükümetlere baskı yaparlar.

AB’de Göçmen Entegrasyonu: Eurobarometre Raporu

Bir yerin göçe yönelik tutumunu etkileyen bir diğer faktör de ülke yönetiminin nasıl bir siyasi yapıya sahip olduğudur. Çok katmanlı siyasi sistemler içerisindeki veto hakkına sahip aktörlerin sayısının fazlalığı, farklı karar mekanizmaları arasındaki siyasi uzlaşma ihtiyacını arttırmaktadır. Bu durum birden çok kesimin çıkarını içinde barındıran politikaların üretilmesine yol açabilmektedir ve bu tip politikalar çoğunlukla partilerin sert siyasi anlatılarından bir hayli uzaktır.

Yukarıdaki paragrafta belirtilen ülkelere tezat oluşturacak şekilde kendi siyasal sisteminde siyasi parti sayısı fazla olan ülkeler, genellikle daha kısıtlayıcı politikalar uygulamaya eğilimlidirler. Bu tür siyasi yapılarda göreceli olarak küçük sağ anti-göç partileriyle ekstrem sol partileri tüm siyasi yelpazeyi zorlayarak veya direkt olarak devlet yönetimine katılarak daha kolay bir şekilde politika üretimini etkileyebilmektedir.

Partiler arasındaki kutuplaşma sadece göçmenlerin entegrasyonu konusunda yürürlüğe giren politikalarda görülmektedir. Siyasi yelpazenin solunda veya sağında bulunan partiler kendi politika söylemleri ve gerçekçi olmayan vaatlerinden ziyade karar verdiği politikalardan sorumlu tutulmalıdır. Natter ve Haas’ın çalışmasında da belirttiği gibi siyasi partilerin göç politikaları veya göçe yönelik tutumları kendi ideolojik söylemlerinden çokça farklılaşmaktadır.

Kaynak: RefugeesDeeply