Bosna Hersek, Yugoslavya‘nın parçalanma sürecinde ödediği ağır bedelleriyle bilinir. Yakın tarihe not düşerken savaş, soykırım, toplama ve tecavüz kampları, “Bosna Hersek” ismiyle kaleme alınır her zaman. Daha farklı bir şekilde nasıl anlatılabilir ki… Bosna Hersek, insan hakları ihlallerinin ayyuka çıktığı coğrafyada ve dahası yirminci yüzyılda insanlığa yapılan zulmün tam tamına 1425 gün boyunca tecrübe ettirildiği ülke. Barışın sağlandığı ama karışıklığın, istikrarsızlığın ve gerilimin önlenemediği ülke.

Savaşın üzerinden 23 yıl geçmiş olmasına rağmen ülkedeki siyasal, dini ve etnik ayrım, seçim ve kriz süreçlerinde daha da hissedilir bir hal alıyor. Bosna Hersek dünya haritasında, kapladığı küçük yüz ölçümüyle çok fazla göze batmasa da 21.yüzyıl göç rotasına istemsiz de olsa girmeyi başardı. Hatta göç dalgası bölgede o kadar hissedilir bir hal aldı ki, politikacıların propaganda malzemesi olarak da kullanıldı. Özellikle, seçimlerden yeni çıkan bir ülke olarak göç dalgası siyasal yapının kırılganlığı, devlet liderlerinin söylem ve tutumları ile ülke ve Avrupa genelinde farklı bir boyut kazandı.

Temel insan hakları içerisinde tanımlanan hareket etme özgürlüğü, insan haklarını en hararetli savunanlar tarafından, hareket etme özgürlüğünün sınırlandırılmaya hatta durdurulmaya çalışılması gibi uygulamalarla ihlal edildi. Diğer taraftan 21. yüzyılda Güney-Kuzey yönlü göç dalgasının geçiş rotasındaki Bosna Hersek’te göç, ülkede “var olup olmadığı tartışılır düzen”i bozmadı. Onun yerine göç, ülkede uzlaşmaya uzak olan liderler tarafından ayrımcılık, ırkçılık, İslamofobi ve terörizm kışkırtmalarına malzeme oldu.

 

AB Göç Rotasında Yeni Bir Durak

Bölge istikrarına katkı sağlamak ve gerilen tansiyonu yatıştırmak adına Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNCHR), Bosna Hersek Güvenlik Bakanlığı Yabancılar Dairesi ve Bosna Hersek sivil toplum kuruluşları ortaklığı ile göçmen profilleri, göçmenlere sunulan yerleşim-barınma mekanları, yardım imkanları, karşılaşılan sorunlar ve çözümler üzerine donanımlı bir bilgilendirme raporu hazırladı. Rapora göre; 2017-2018 yılları arasında ülkeye giriş yapan göçmen sayısı 7.600 olarak belirtildi. Ancak rapor, krizi önlemekten ziyade farklı kriz konularının gündeme getirilmesine mahal verdi. Ayrımcılık ve ırkçılığı destekleyen politikalarla seçmen desteğini hedefleyen liderlerin, konu ile ilgili görüşleri, raporlardaki sayısal verilerin gerçeği yansıtmadığı, asıl rakamın 100.000 üzerinde olduğu yönünde. Nefret söylemlerini açıkça dile getiren bu liderler sayısal verilerin yanı sıra bölgedeki tecavüz, gasp ve hırsızlık olaylarının göçmenlerin ülkeye girişi ile arttığını belirterek göçmenleri siyasal propaganda malzemesi olarak kullanmakta da çekinmemektedirler.

“Yeni Balkan Rotası” Bölge Ülkelerini Harekete Geçirdi

Bosna Hersek Seçim Merkez Komisyonu tarafından uygulanan cezai yaptırımlar dahi politik gücünü etnik ve dini ayrımcılıktan alan bu liderleri durdurmaya yetmedi. Seçim sürecinin resmi olarak başladığı ve bittiği güne kadar, nefret içerikli ve şiddete teşvik edici dil kullanan farklı parti liderlerine 11.000 KM’e (Convertible Mark) yakın cezai yaptırım uygulandı. Böylelikle, politik amaçlı seçmen kitlesini etkilemek için siyasallaştırılan göç Bosna Hersek iç politikasında da yerini aldı. Göç olgusunun siyasallaştırılma boyutu ise seçim sonuçlarında açıkça görülmektedir. Seçim süreci de ülkeye has olan karmaşıklığın ve tuhaflığın bir yansımasıdır denilebilir.

 

Karmaşık Bir Siyasal Sistem

En uzun seçim pusulasına sahip olan ülkeler sıralamasında Bosna Hersek’i geçebilecek bir ülke çıkmamıştır henüz. Kısaca değinmek gerekirse; 53 parti, 36 koalisyon, 34 bağımsız aday, üç üyeli devlet başkanlığı için ise 15 aday arasından ülkedeki üç farklı etnik yapıyı temsil etmesi için 3 başkan ve 515 aday seçildi. Bu başkanlardan ayrımcı ve nefret söylemleri ile tanınan ve yaptığı ırkçılık propaganda oyları ile yükselen Sırp Cumhuriyet (RS) Başkanı Milorad Dodik’tir. Bosna Hersek Merkez Seçim komisyonu tarafından, “bir kimseyi şiddete teşvik edecek ve nefret yaymaya yönelik dil kullanımından” Bağımsız Sosyal Demokratlar ittifakı adayı Milorad Dodik’e 5.000 KM cezai yaptırım uygulanmıştır.

 

Yabancı Düşmanlığının Sembol İsmi: Dodik

Sırp Fanatizminin günümüz aktörlerinden kabul edilen Dodik, seçim öncesinde de seçim sürecinde de hatta seçim sonrasında da göçmenlere yönelik nefret ve tansiyon yükseltici söylemlerine devam etti. Dodik, Sırp Cumhuriyeti (RS) Radyo Televizyon kurumuna verdiği röportajda kullandığı gerilim yüklü mesajlarda, göçmenler üzerinden çizdiği düşman imajı ve “Saraybosnanın Gizli Ajandası” ile ilgili söylemlerle çıkış yaptı. Etnik ayrıma dayalı siyasal sistemle sağlanması planlanan güç dengesi, siyasallaştırılan göç olgusunun çıkış noktası olarak kabul edilebilir. Zira Dodik de Saraybosna‘nın gizli ajandası güç dengesi ile bağlantılıdır.

Dodik
Milorad Dodik, Bağımsız Sosyal Demokratlar İttifakı’nın başkanlığını yürütüyor.

Dodik, çoğunluğun Pakistan, Suriyeli, Afgan, İranlı, Iraklı, Libyalı, Nijeryalı, ve Tunuslu 20 ile 30 yaş aralığında Müslüman erkeklerden oluşan göçmen profilinin bölgedeki güç dengesini etkileyerek, ülkenin siyasi yapısını Boşnakların aleyhine çevireceğini bildirdi. RS vatandaşlarına dikkat çağrısında bulunan Dodik, göçmenlere yardım adı altında sunulan imkanların insanlık yardımı olduğuna sadece aptalların inanacağını, Bosna Hersek Federasyonu’na (FBiH) yerleşen göçmenlerin RS için ciddi bir tehdit unsuru olduğunu sert bir dille vurgulamasının ardından Boşnakların etnik-dini kimliklerini güçlendirmek ve bölgede siyasal hakimiyet kurmak adına Müslüman göçmenlere tanınan hakların durdurulması için gerekeni yapacağını bildirdi.

 

Sonuç: AB’nin Günah Galerisi

Etik, ahlak, değer ve hak kavramlarının sadece felsefede işe yaradığını tecrübe eden göçmenler “insan haklarının temsili”olan coğrafyaya ulaşmak için oradan oraya savrulup ülke politikalarına malzeme olmaktan öteye geçemediler. Avrupa Birliği ülkelerine ulaşma umuduyla doldurdukları heybelerini kim bilir daha nereden nereye taşıyacaklar. Yirminci yüzyılda en yakınındaki komşusuna yardım etmekte sınıfta kalan Avrupa, yirmi birinci yüzyılda da insanlık sınavından kalacak gibi gözüküyor. Zaten etnik ve dini bölünme mantığıyla çözüm sundukları bu topraklara, göçmenler için kurmayı planladıkları kalıcı barınak fikriyle, bölgedeki siyasal gerilime sebep olmaktadırlar. Üstelik, Avrupa Birliği sürecinde FBiH tam bir hayal kırıklığı olduğunu bildirmelerinden sonra Bosna Hersek yeniden Avrupa Birliği’nin kirlerini temizleme rolü üstlendi.