Amerika

Amerika,  Suriye’de olayların başladığı 2011’den beri daha önce varlık alanı bulamadığı bir ülkede at koşturabileceği bir fırsatı yakalamış oldu. Ama bu fırsata Obama’nın Ortadoğu’da daha fazla asker kaybetmek istemeyen ihtiyatı ile yaklaştı. Son kertede kendine PYD ile bir strateji geliştirip Suriye’nin kuzey doğusunda etkinlik alanı yarattı. Şu an Amerika’yı Trump yönetiyor. Trump ise Suriye’den hem çıkmak istiyor hem de  Amerika’yı tüm dünyada daha güçlü göstermek istiyor. Bu da Amerika açısından tutarsız bir görüntü ortaya çıkmasında sebep oluyor.

 

Fransa

Fransa, Suriye’nin bugünkü sınırlarını ve idari kurumlarını oluşturan ülkedir. 1946 yılında Suriye’den çıkmak zorunda kaldı. 2011’den itibaren aktif bir siyaset üretti. Kendi toprakları içinde yaşanan saldırılardan sonra Suriye için önceliklerini değiştirdi. Şimdi ülkeyi yöneten Macron’un Fransa’yı yeninden dünya siyasetinde daha görünür hale getirme motivasyonuyla Suriye’de daha aktif olmak istiyor.

 

İngiltere

Ortadoğu’nun yüz yılın başındaki paylaşımı esnasında Suriye’yi Fransa’ya bıraktı İngiltere. 2011’den itibaren Suriye Dostları Grubu’nun içinde pek de ön plana çıkmayan bir strateji izledi. Son günlerde Suriye’ye müdahale edecek ülkeler arasında ismi geçiyor. Bunun temel motivasyonu ise son günlerde Rusya ile yaşadığı ajan zehirlenmesi merkezli diplomatların karşılıklı sınır dışı edilmesine varan kriz.

 

İsrail

Arap coğrafyasında ayakta kalmaya çalışan İsrail Suriye’deki krizi yakından izleyen ama kendini unutturan bir siyasi tavırla yaklaştı. Kendisiyle varoluşsal sebeplerle düşman olan bir rejimin zayıflaması işine geliyordu. Ama son zamanlarda iflah olmaz düşmanı İran’ın Suriye’de fazlasıyla alan kazanması İsrail için de agresifleşme işaretleri verdi. Batı ülkelerini Suriye’ye müdahale ihtimali arttıkça İsrail’in askeri anlamda daha aktif olacağını tahmin edebiliriz.

 

Rusya

Rusya, Sovyetler Birliği döneminden beri müttefiki olan Suriye sayesinde yeniden güçlendiğini ve Ortadoğu’da söz sahibi olduğunu kanıtlama fırsatı yakaladı. 2015 yılında askeri anlamda güçlü bir şekilde sahaya inerek o günden beri sahayı domine ediyor. Suriye’de güreş minderini kuran ülke konumunda. Türkiye’nin Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı Operasyonu, İdlip’te kontrol noktaları kurduğu intikaller Rusya ile yürütülen yüksek seviyeli ilişki sayesinde mümkün oldu. En son Duma’da kullanılan kimyevi silah krizinden sonra Trump’ın, Macron’un ve İsrail’in açıklamalarına karşı diplomasi ve diyaloğu ön plana çıkaran bir siyasi tavır sergiliyor Rusya. Yani aslında gardı zayıflamış durumda. Çünkü batı ülkelerinin blok halinde Suriye’ye müdahale etmesi durumunda Rusya’nın da yapabilecekleri sınırlı. Amerika şimdiden Rusya’dan taviz koparabilecek noktaya gelmiş durumda. Rusya için Beşşar Esed’i korumanın maliyeti her geçen gün artmaya devam ediyor.

 

İran

İran ilk andan itibaren tek Arap müttefiki olan Suriye’yi elinden kaybetmemek için sahaya iyice asıldı. Yayılmacı bir stratejisi olan İran için Esed’i korumak Suriye sahasında askeri anlamda daha fazla alana hükmetme fırsatı idi. Maddi, askeri danışmanlık ve milis güçler anlamında en fazla yardım eden ülke oldu Baas rejimine. Lübnan’da Hizbullah’tan sonra Suriye’de de İsrail’in varlığını daha fazla tehdit ederek Batı ile müzakerelerinde elini güçlendirmeye çalışıyor İran. Baas rejiminin tamamen düşmemesi için Rusya sahaya inmeye ikna eden ülke aynı zamanda. İran’ın gücünün sınırlanması isteyen Suudi Arabistan ve ABD, İran’ı, güç alanlarını artırdığı Irak, Yemen, Suriye ve Lübnan’da zayıflatmaya çalışacaklar. Suriye bu açıdan İran için yine bütün gücüyle asılacağı bir ülke olma konumunu devam ettirecektir.

 

Türkiye

Türkiye olaylar ilk başladığında Esed üzerindeki olumlu etkiyi kullanarak demokratikleşme hamlelerini kapsayan bir geçiş süreci önerdi. Önerilerinin önemsenmediğini görünce Batı blokuyla hareket ederek Esed’in yönetimi bırakmasını sağlamaya çalıştı. Ortak hareket ettiği ülkelerin sınır güvenliği, mülteciler ve PYD (ve 15 Temmuz) konusunda hassasiyetlerine dikkat etmediğini görünce bu sefer Rusya ve İran ile hareket eder bir pozisyon aldı. Esed’in varlığına itirazlarını devam ettirdi ama önceliğini PYD-PKK’ya verdi. Şimdi batı ülkelerinin tekrar sahada daha fazla bulunma ihtimalinin olduğu bu süreçte Amerika-Rusya arasında ara bulucu bir rol üstlenmeyi deneyebilir. Tabi kudretinin ve imkanının verdiği ölçüde. Türkiye batının olası müdahalesinin Esed’in ve Pyd’nin varlığını ne kadar etkileyeceğini ölçmeye çalışacaktır. Tek bir aktöre güvenerek hareket etmenin ne kadar yıpratıcı olduğunu yaşayarak gördü Türkiye. O yüzden kendi alanını daraltmayacak hatta artıracak pazarlıklar yürütmek zorunda.

 

Suriye krizi, kırmızı çizgilerin hızlıca çiğnendiği, her an her şeyin değişebildiği bir kimlik taşımaya devam ediyor. O yüzden ileriye dönük tahminler yapmak hala çok zor. Suriye’nin mazlum halkı umarım bu süreci yaşadığı onca yıkım ve kayıptan sonra en az kayıpla atlatır.