Alman kamuoyu son haftalarda mülteci ağırlayan kiliseler meselesini yüksek sesle konuşmaya başladı. Hukuki olarak mültecilerin devletin kendi tesislerinde kalması gerektiği ülkede kiliselerin mülteci ağırlamasına devlet göz yumuyor. Protestan ve Katolik kiliselerinde yoğunlaşan sığınmacı kabulü dini ve sosyal bir çok eleştiriyle birlikte anılıyor.

Ekümenik Federal Çalışma Grubu(Ökumenische Bundesarbeitsgemeinschaft)’na bağlı “Kilisede İltica” grubundan Birgit Neufert kiliselerin göçmenleri barındırmasının temel gerekçesini “insan onuruna yakışmayan muamelelere maruz kalma riski taşıyan, geri gönderildiği takdirde işkence hatta ölüm tehdidi altında olan ve uluslararası koruma statüsünden yoksun kişilere verilen koruma ve danışmanlık hizmeti” vermek olarak tanımladı. 2015 yılında kitlesel göç hareketlerinin Avrupa’yı etkisi altına almasıyla birlikte kiliselerin kurduğu sığınmacı evi sayısında da patlama meydana geldi. Toplamda 422 aktif iltica kabul eden kilise bulunmakta ve 639 kişi şu an bu kiliselerde ikamet etmektedir. 2016 yılı boyunca toplamda 1139 sığınmacı ağırlandığı bildirildi. Sığınmacıların büyük bölümü Sahra-altı Afrika’dan gelmiş ve koruma statüsü kazanamamış kişilerden oluşuyor.

Ekümenik Federal Çalışma Grubu Genel Sekreteri Verena Mittermaier ile yapılan ropörtajda “Kiliselerde barınan sığınmacıların %70’i devlet tarafından mülteci olarak tanınmaya başladı.” diyerek kabul edilen sığınmacılar konusunda dikkatli olduklarının altını çizdi. Yapılan bu eylemlerin aynı zamanda bir vicdani mesele olduğunu vurgulayan genel sekreter “Almanya ekonomisi sığınmacı ve mültecilerin ucuz iş gücü olarak kullanılmasından oldukça iyi bir şekilde yararlandı ve bu insanların hiç bir sosyal hakkı yok!” dedi.

Kilisenin verdiği hizmetin sığınmacı statüsü alamamış insanlar için oldukça hayati olduğunu vurgulayan Mittermaier, insanların hayatlarını sürdürebilmesi için gerekli şeyleri sağladıklarını vurguladı.

 

Kilise Sığınmacıları Vaftiz mi Ediyor?

Kiliselerde koruma altında olan sığınmacılar bu koruma karşılığında bazı hizmetlerle görevlendiriliyor. Bazen kilise temizliği olarak yapılabilen bu hizmet yer yer papaz yardımcılığı olarak da yapılabiliyor. Müslüman gruplar bu hizmette bir çok sayıda sığınmacının hristiyanlığa geçmesinden oldukça rahatsız olduğunu bildirdi.

 

Devlet ve Kilise Arasında Mutabakat

Kiliselerin mülteci barındırması için gerekli hukuki,yasal zeminin bulunmaması kamuoyunda büyük soru işaretleri yarattı. Bu durumu daha yasal bir çerçeveye oturtmak isteyen Almanya, kiliselerle bir mutabakat imzalayarak durumu daha şeffaf ve görece yasal bir zemine çekti. Protokole göre, kiliseler barındırdığı kişileri devlete bildirecek, bilgi saklama ve kayıt dışı mülteci bir şekilde mülteci ağırlama yapılmayacak, hukuki süreç sonucunda sınırdışı edilecek mülteciler için bir baskı aygıtı oluşturmayacak.

 

Daha Geniş Kapsamlı Hukuki Destek

Kilise AB ve AB üyesi devletlerden göçmenlere yönelik şu taleplerde bulunuyor;

  • Sığınma başvurusunda bulunmak isteyenler için Avrupa’ya güvenli iltica yolları
  • Göç politikalrının iş gücü piyasasına erişim esnekliğinin geliştirilmesi
  • Mülteci kabul programlarının geliştirilmesi
  • Fakirlikle etkin mücadele yöntemlerini daha yapısal hale getirilerek ekonomik yatırımların düzenlenmesi ve sosyal yardımların göstermelik bir halden çıkarılarak daha etkin bir yapıya büründürülmesi