AB, Türkiye’de Mültecilere Harcanan Parayı Takip Edemiyor

mültecilere

Avrupa Birliği, Ankara’nın veri koruma yasaları nedeniyle Türkiye‘deki Suriyeli mültecilere 1 milyar Euro tutarındaki vergi mükellefi parasının ne kadarının harcandığını kesin olarak doğrulayamıyor.

Başdenetçi: “Ciddi Bir Durum”

Avrupalı ​​başdenetçi Bettina Jakobsen 12 Kasım Pazartesi günü Brüksel’de basın mensuplarına verdiği demeçte, “Bunun ciddi bir durum olduğunu söyleyebilirim.” dedi.  “Bir denetçi olarak, normalde beşikten mezara para akışını izlemek istediğinizi söyleyebilirsiniz. Ve biz bunu burada yapamıyoruz” diyerek sözlerine devam etti.

Her ne kadar verilen miktar Suriyeli mültecilere yardım için kullanıldıysa da, denetçiler Türkiye’nin belgelere ulaşımı sağlamayı reddetmesinin şüpheleri arttığını vurguluyor.

Jakobsen’in yorumları, Türkiye’deki Avrupa Birliği fonlarının Suriyeli mültecilere yardım etmek için nasıl harcandığına ilişkin olarak Lüksemburg’da bulunan bir gider denetçisi olan Avrupa Denetçiler Mahkemesi (European Court of Auditors) tarafından hazırlanan bir raporu takip ediyor.

AB, 2015 yılında Türkiye’deki mültecilere, Yunan adalarına ulaşmak amacıyla Türkiye’den teknelerle ayrılmalarını engellemeye yönelik bir anlaşmanın bir parçası olarak 3 milyar avroluk fon sağlamayı kabul etmişti.

Geri Kabul Anlaşmasının 2.Yılı: Neredeyiz? 

Ancak ne Avrupa Komisyonu ne de Avrupa Denetçiler Mahkemesi, Suriyeli mültecilere nakit yardımı sağlamak için tasarlanan iki insani programa 1 milyar avronun üzerindeki miktarın ne kadarının harcandığını tam olarak tespit edebilmekte.

Denetçiler, Türkiye’nin mültecilerin kayıt listesini AB’den nakit yardımı alan mültecilerin listesiyle karşılaştırmak istediler, ancak veri koruma yasaları gerekçe gösterilerek Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından bu talep reddedildi. Bunun yerine, nakit yardımı alan faydalanıcıların listesini kontrol edemedikleri anonim bankacılık bilgileri verildi.

Türkiye’de AB Fonları

AB fonlarının çoğu, daha sonra yerel STK’lar ve diğer insani yardım ortakları aracılığıyla, bankalar üzerinden dağıtılmak üzere Birleşmiş Milletler ajansları tarafından sağlanıyor. Bu fon,  Eğitim için Şartlı Nakit Transferi  (Conditional Cash Transfer For Education – CCTE) ve Acil Sosyal Güvenlik Ağı (Emergency Social Safety Network – ESSN) olarak bilinen iki nakit yardım programını da içermekte.

Eğitim için Şartlı Nakit Transferi (CCTE), okul malzemelerinin karşılanması için ödeme yapılmasına yardımcı oluyor ve büyük ölçüde AB tarafından karşılanıyor. Program ayrıca Norveç ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından da hibe yoluyla finanse edilmekte.

“AB’nin Mülteciler Konusunda Türkiye’ye Yardım Etmediği” Doğru mu?

Acil Sosyal Güvenlik Ağı (ESSN) ise gıda ve kira gibi şeyler için para sağlıyor. Her iki program da finansal yardımları özel kartlar aracılığıyla dağıtıyor.

“Türk Makamlar Bilgileri Paylaşmıyor”

Her iki programın faydalanıcılarının kişisel bilgileri, öncelikle Türkiye’nin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na verilmekte. Ancak bakanlık bu bilgileri daha sonra BM ve komisyon ile paylaşmayı reddediyor.  Denetçiler, BM’nin riskleri azaltmak için ek iç kontrol mekanizmaları yarattığına, ancak sıfır hata veya yanlışlığın garantisini veremediğine dikkat çekiyor. Jakobsen, “Paranın mültecilere gittiğini söyleyebiliriz, fakat tüm paranın oraya gittiğini somut olarak söyleyemeyiz” diyor.

Türkiye’deki Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) başkanlığını yapan Philippe Duamelle, Mayıs ayında bu web sitesine eğitim için şartlı nakit transferlerini nasıl doğruladıklarını ve kontrol ettiklerini anlattı. Duamelle, faydalanıcıların öncelikle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yerel şubelerine kaydolmaları gerektiğini söyledi. Duamelle’ye göre faydanacılar daha sonra, uygunluk kriterlerini değerlendirmek üzere bakanlığın sistemine giren bir formu dolduruyor.

Suriyeli çocukların program kapsamında kalabilmesi için yüzde 80 oranında okula devam ediyor olması gerekiyor. Okula katılım oranı, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından izlenirken, daha sonra bu veriler Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından işleniyor.  Duamelle bu konuda “Daha sonra, bilgiler UNICEF’e verilir ve, buna ve doğrulama sürecimize dayanarak, ödemeler için uygun olan çocuklara, ödemeyi Türk Kızılayı ile ortaklığa sahip olan banka aracılığıyla yaparız” ifadelerini kullanıyor. Duamelle son olarak, yardım kartlarına para yüklendiğinde ailelerin kısa mesajla bilgilendirildiklerini belirtiyor.

Büyük bir BM faturası mı?

Ancak denetçiler, bu ödeme sisteminin başka tehlikeler içerebileceğine işaret ediyor. Denetçiler, bankalardaki mevcut parayla yaratılan faizin uygulayıcı ortaklara teslim edildiği durumlar buldular. Bu, faizin hem mültecilere yardım etmeyeceği hem de AB vergi mükellefine iade edilmeyeceği anlamına geliyor. 

Ayrıca, BM ‘nin her iki programı da uygulamaya koymak için 64 milyon avroluk idari bir ücret aldığını da belirttiler. Bu miktar denetçiler tarafından “sadece yönetim için çok yüksek miktarda para” olarak nitelendiriliyor.

 

Kaynak: EUObserver