Macaristan’da 8 Nisan’da gerçekleştirilen genel seçimlerden zaferle çıkan Viktor Orban’ın ülkede çalışma yapan STK’ları kısıtlayıcı Stop-Soros planını (Soros’u Durdur) devreye sokacağını açıklamasının ardından yayımlanan 12 Nisan tarihli raporda Macar hükümetine ve Viktor Orban’a birçok eleştiri yöneltildi.

Avrupa Parlamentosu Yeşiller/Avrupa Özgürlük Bağlaşıklığı Grubu üyesi röportör Judith Sargentini, zamanın artık dolduğunu belirtirken 7. maddenin yürürlüğe konulmasını istedi. Yapılan açıklamada yargı bağımsızlığına, basın özgürlüğüne ve temel vatandaşlık haklarına vurgu yapılırken, Avrupa Birliği’nde insan haklarına saygı, demokrasi ve insan hakları gibi temel kavramların paylaşıldığı belirtilerek bunlara uygun davranılması gerektiği aktarılıp aksi hâlde yaptırımların olacağı kaydedildi. 7. Madde’nin yürürlüğe konulması durumunda Macaristan oy hakkını kaybediyor.

Raporda demokrasiye yönelik sistematik tehdit birçok yönden eleştirilirken, ifade özgürlüğü, Roman ve Yahudi vatandaşlara yönelik nefret suçları ve mülteci hakları konusuna dikkat çekildi. Fidesz hükümeti, geçtiğimiz günlerde İsrail başbakanı Benyamin Netanyahu tarafından Macaristan’da yaşayan Yahudi halkına verilen destek ve ülkedeki Yahudi mirasının korunmasına yönelik eforlar nedeniyle tebrik edilmişti.

 

HRW Mektubu

Yayımlanan rapora paralel olarak İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) da Macaristan’da insan haklarının geliştirilmesi ve korunmasına yönelik tavsiye niteliğinde bir mektup yayımladı.

Viktor Orban’ın şahsına hitap edilen mektupta, demokratik bir toplumda sivil toplumun önemi, çok sesli medya, gerçeklere dayanan tartışma ortamı, zenofobinin önlenmesi gibi liberal bir demokrasi için çok önemli olan kavramlara dikkat çekildi. Ancak İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün donörleri arasında George Soros’un da bulunması mektubun tarafsızlığına gölge düşürdü.